Dersim İsyanı yine birileri tarafından maksatlı olarak kaşınmaktadır.
Aşağıda irili ufaklı ırkçı, ayrılıkçı isyanların sıralamasının çokluğunu gördüğünüzde Kurtuluş Savaşı’ nın ve Cumhuriyet Döneminin ilk yıllarının ne kadar zorlu geçtiğini göreceksiniz.
Öncelikle belirtmem lazım. Dersim İsyanı’nın ne Şeyh Sait İsyanı’ndan ne de Menemen olayından hiçbir farklı yanı yoktur. Ne dini, ne de etnik bir nitelik taşımaktadır. Olay tamamen Cumhuriyete yönelik ciddi bir tehdittir ve yapılması gereken neyse o yapılmıştır.
Hele ki “soykırım” iddiaları tamamen maksatlı ve yalandır!
Coğrafya bakımından Kürt ve Alevi bölgesinde meydana gelen isyanı, bugün bazıları Alevilere yönelik, bazıları da Kürtlere yönelik bir kıyım harekatı olduğunu söyleyerek, yepyeni bir tahrifattan “medet ummaktan” öteye geçmez.
1935 Yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk Meclisten “Tunceli Vilayeti’nin İdaresi Hakkında Kanunu” nu neden çıkartmak gereği duyduğunu bir düşünün lütfen!
Bu kanun maddelerine baktığımızda:
1—Silahların bırakılması ve askerlik yapılması
2 –Vergi verilmesi
3 – Hırsızlık ve gaspın olmaması yönündeydi.
Bu çıkan yasanın maddeleri çok manidardır.
Bu yasadan sonra isyancılar silahlarını bırakmaya ve kurulan asker toplama karakollarına teslim olmaya başlamışlardı. Ama sadece sorun, Dersim sorunu değildi ki. Hatay sorunuyla yakından ilgilenilmesi, anavatana katılması için çalışmaların yapıldığı ve ekonomik kalkınmanın son sürat yapıldığı zamanlardı.
Hatay’ın anavatana bağlanacağını gören Fransızlar, Tunceli’de ki başıbozuk aşiretleri kışkırtarak, asker toplama karakollarını basarak askerlerimizi şehit ettiler. Bununla da kalmayıp Munzur Çayı üzerine Atatürk’ ün yaptırdığı köprüyü yıktılar.
1925 de meydana gelen Şeyh Sait ayaklanmasına dönüşmemesi için tedbirler alındı. İsyanı çıkartan altı aşiret içinde özellikle Demenan, ve Kureyşan aşiretleri çok güçlüydüler ve bunlar Seyid Rıza Aşiretine bağlıydılar. Mustafa Kemal birkaç küçük aşiret topluluğunu ordumuz tarafında olmaya ikna etmişti. Özellikle Ovacık’taki Avşar kökenli Maksutoğlu Aşiretini yanına aldı. Ordu karşısında dayanamayan isyancı haydutlar dağlara kaçtılar. Çevreyi çok iyi bilen Avşar aşiretleri haydutların inlerinin belirlenmesinde çok yardımcı oldu ve Seyid Rıza adamlarıyla beraber sıkışınca Ankara’ya bir mektup yazdı. Mektubunda “kendisinin de Türk olduğunu” ifade etti ve af diledi. Ama Türk istihbaratı Seyid Rıza’nın Fransızlara yazmış olduğu mektupları ele geçirince hiç de samimi olmadığını anladılar ve idam edildiler. İşin en garip tarafı Şeyh Rıza’yı ispiyonlayan yeğeniydi ve yargılamadan sonra beraber idam edildiler.
Bugün soykırım dedikleri olay, Türkiye Cumhuriyeti Devletini tanımayan, bölgede bulunan askerlerimizin aşiretler tarafından esir alınması, işkence yapılması ve şehit düşürülmesi gibi haydutluğa soyunan aşiret reislerinin Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı isyan olayına dur demek için yapılan bir savunmadır. Olay ne etnik bir temizlik ne de dini bir temizlik harekatıdır. Olay Türkiye Cumhuriyetine karşı çıkan satılmış azınlığının yok edilmesidir.
Şimdi bu olayı soykırım diye sunanlara bakmak lazım!
Burada hem Kürt hem Alevi kışkırtmacılığı vardır. AB nin bu olaylara da çanak tutması ayrı bir durumdur.
Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal Önderliğinde kurulmuş, Mustafa Kemal’ in ve ilkeleriyle devrimleriyle sonsuza kadar yaşatılacaktır.
İç ve dış düşmanlar her taşın altından çıkacaklardır. Önemli olan karşı devrimcilerin cevabını verebilmek için akla ve bilime sürekli ihtiyacımızın olduğudur. Ama en önemlisi yakın tarihimizi iyi öğrenip bu konularda gereken cevabı verebilmemizdir. Ama karşı devrimciler yakın tarihimizi oldukça kirli oyunlarla yeniden sahtekarca yazıyorlar ve okumayan halka, tarihini bilmeyenlere rahatlıkla işleyebilmektedirler. Basın ve yayın organlarının büyük bir çoğunluğunun bu sahtekarlığa bilerek ya da bilmeyerek katılım gösterdiğini düşünürsek, müthiş bir kirli oyunla karşı karşıyayız demektir.
Dersim isyanı da sadece bunlardan biridir.
Dersim isyanını anlayabilmek için önce Osmanlı kamburu olan Dersim’in Osmanlı’ da ki durumuna bakmak lazım.
19. ve 20 yüzyılda bir çok ayaklanmaya sahne olan Doğu Anadolu’da günümüzde Tunceli adıyla anılan il Kurtuluş Savaşı döneminde Elazız’a bağlı bir sancaktı. Engebeli yapısı nedeniyle yörede ki aşiretleri devlet buyruğu ile yönetme zorluğu yüzyıllarca sürdü. 1071 Malazgirt Savaşı öncesi Türklerin egemenliğine girdikten sonra 1516 da Yavuz Sultan Selim’in Revan Seferi ile Erzurum’dan ayrılarak 1845’te ayrı bir il yapıldı ve Osmanlı topraklarına katıldı. Mamuretülaziz yani Elaziz kurulunca 1862 de Dersim sancağı Elaziz’e bağlandı. 1930 yılında ise Elazığ’dan ayrılarak il haline getirildi.
Günümüzde Tunceli diye adlandırılan Dersim’de 19. Ve 20.yüzyılda çıkan bir sürü ayaklanma, 16 yüzyıl başlarında Osmanlı egemenliğine geçen Dersim ve yöresinin son derece engebeli oluşu, buradaki yöresel beyleri tam anlamıyla denetim altına almayı olanaksız kılıyordu.
Buralarda düzenli olarak vergi toplamak askere yazmak oldukça güçtü. Osmanlı’nın Dersim bölgesini denetim altına almak istemesi şeyhler, ağalar ve eşraf tarafından tepkiyle karşılandı. Çıkan ayaklanmaları bastırmak amacıyla 1877 ve 1878 yıllarında yoğun uğraşlar verildiyse de ayaklanmaların ardı arkası kesilmedi. II.Abdülhamit döneminde özel bir statü ile kurulan “Hamidiye Alayları” bölgeyi kontrol altına almak için harekete geçtiyse de sonuç alınamadı. 1907’ de büyük bir ayaklanmaya dönüştü. Bölgede devlet baskısı arttıkça ayaklanmalar daha da yayıldı. 1908 de II. Meşrutiyetin ilanından sonra bölgede hükümetçe girişilen baskı hareketlerine son verilip bir dizi iyileştirici önlemler alındıktan sonra bir süre sakin bir dönem yaşandı.
1916’ da Nizamiye ve Kızılkilise yörelerinde patlak veren ayaklanma Elazığ yönüne doğru yayılma eğilimi gösterdiyse de daha sonra durdu.
Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında 1921’de 1921 ‘de çıkan Koçgiri ayaklanmasına Dersim’in diğer kabileleri katılmadı. 1925 Şeyh Sait Ayaklanması’na karşı da ilgisiz kaldılar.
Ancak 1930’da başlayan Ağrı ayaklanması sırasında Dersim Bölgesinin etkili derebeyi olan Seyid Rıza ve adamları, vergilere karşı çıkarak ayaklanmaya katıldılar. Ayaklanmacılara Haydaranlı, Demenanlı, ve Yusufanlı aşiretleri katıldı ve ayaklanma giderek genişledi.
Cumhuriyet yönetimi, güç yöresel koşullara rağmen ayaklanmayı bastırdı.
Asıl büyük ayaklanma 1935 tarihinde “Tunceli Vilayeti’nin İdaresi Hakkında Kanun” olarak bilinen, askeri, idari ve yargısal alanda olağanüstü yetkiler öngören yasanın uygulanmasıyla patlak verdi. 21 Mart 1937 deki bu geniş kapsamlı ayaklanma üç uçak filosunun da katılımıyla kanlı bir biçimde bastırıldı.
Ayaklanmacılardan Seyit Rıza ve oğulları 12 Eylül 1937’de teslim oldu.
Resmi açıklamalara göre 250 kişi yaşamını yitirdi. Ayaklanmanın bastırılmasından sonra yakalanan 58 isyancının yargılamaları Elazığ’da yapıldı. Yargılanma sonucu aralarında, ayaklanmanın önderi Seyid Rıza’nın da bulunduğu yedi kişi 15 Kasım 1937’ de idam edildi.
1938’ de yeni bir ayaklanma çıktıysa da girişilen askeri harekat sonrası ayaklanma Eylül 1938’ de kesin olarak bastırıldı.
Bahsi geçen irili ufaklı Kürt isyanlarını görmekte büyük yarar görmekteyim. Özellikle Cumhuriyetin yeni kurulum dönemlerinde hem kalkınma hamleleri, hem de bu isyanların bastırılması önem arz etmektedir.
1806 --Baban Aşireti, Abdurrahman Paşa İsyanı
1833-1837-- Mir Muhammed (Soran) İsyanı
1843 –Bedir Han İsyanı
1855 –Yazhan Şer İsyanı
1878-1881 –Şeyh Ubeydullah Nehri İsyanı
1919-1922 –Simko İsmail Ağa İsyanı
11 Mayıs 1919 -- Ali Batı İsyanı
21 Mayıs 1919 – Mahmut Berzenci İsyanı
6 Mart 1921 -- Koçgiri İsyanı
4 Eylül 1924 -- Beytüşşebab İsyanı
13 Şubat 1925 –Şeyh Sait İsyanı
10 Haziran 1925 –Nehri İsyanı
7 Ağustos 1925 –Reşkotan-Raman İsyanı
Kasım 1925 – I. Sason İsyanı
16 Mayıs 1926 – I. Ağrı İsyanı
21 Ocak 1926 – Hazro İsyanı
7 Ekim 1926 –Koçuşağı İsyanı
26 Mayıs – Mutki İsyanı
13 Eylül 1927 – II.Ağrı İsyanı
7 Ekim 1927 –Bıcar İsyanı
6 Temmuz 1929 -- İt Resül İsyanı
20 Eylül 1929 – Tendürek İsyanı
26 Mayıs 1930 –Savur İsyanı
20 Haziran 1930 – Zilan İsyanı
21 Temmuz 1930 –Oramar İsyanı
7 Eylül 1930 – III. Ağrı İsyanı
24 Ekim 1930 –Pülümür İsyanı
Eylül 1930 – II. Mahmut Berzenci İsyanı
Kasım 1931 – Şeyh Ahmet Barzani İsyanı
Ocak 1937—II. Sason İsyanı
21 Mart 1937 – Dersim İsyanı.
Kaynak: Kurtuluş Savaşı ve Atatürk dönemi
Saygılar.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Hava sıcaklıkları özellikle yurdun kuzey ve doğu bölgelerinde 4 ila 6 derece azalacak. Yurdun büyük bölümünde yağış ...
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan D...
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Dünyada çok büyük bir değişim yaşandığını belirtti ve "Bu y...
Merkez Bankası, bankalara özkaynaklarının iki katına kadar likidite desteği kredisi kullanma olanağı sundu. Krediler, bire...