Karadeniz dünya fındık üretiminin merkezi, bugün bütün dünya fındığı yiyorsa ve fındığın tadını biliyorsa Karadeniz ve Türkiye sayesinde yiyor ve biliyor.
Memleketimizdeki her şeyi eline yüzüne gözüne bulaştıran AKP Hükümeti şimdi de Karadenizli insanın fındığına parmak atmaya kalkıştı.
Bir süreden beri memleketin tıpkı geneli gibi güzellik uykusuna yatan ve Türkiye’nin bir numaralı eşi ve benzeri dünyada olmayan Türkiye’nin incisi Karadeniz 7 senedir uyutulduğu güzellik uykusundan yavaş yavaş uyanmaya ve kıpraşmaya başladı.
Tüm Türkiye Karadeniz’den dalga dalga gelen dip dalgası ile birlikte gözünü açıp uyanmaya başladı.
Hala AKP Hükümetine, R. Tayyip Erdoğan ve tayfasına inanıp onun peşine takılmaya devam etmekte ısrar eden, ayakta uyuyan ve uyutulan aptallar ve koyun gibi güdülmekten zevk alanlar maalesef yinede hala var.
Bende bir Karadeniz çocuğuyum, Türk olmakla nasıl övünüyorsam, nasıl iftihar ediyorsam elbette doğaldır ki; Karadenizli olmaktan da övünüyorum ve iftihar ediyorum.
Nasıl övünmeyeyim ki? Nasıl iftihar etmeyeyim ki?
Doğu ve Güneydoğu’da memleketimizde ki; bazı kendini bilmezler Türklüğü bile beğenmeyip Türk olmayı elinin tersiyle itip kendisini Kürdistan diye kıçı kırık ucube bir sanal olarak yaratılan bir devletçiğin sözde güya bayrak diye dalgalandırdıkları paçavra parçası bir bezi ellerinde taşımaya utanmadıkları ve yüzleri kızarmadıkları bir dönemde, ‘ biz ayrı devlet isteriz, Diyarbakır Kürdistan’nındır Kürdistan’ın kalacaktır ’ diye sloganların atıldığı, birer pislik olan terörist başı iblis Abdullah Öcalan denen vatan haini piç’in peşine takılmayı marifet belleyenlerin olduğu Türkiye’de Karadeniz bölgesi’nde yoksulluktan bütün günü bir tas çorba ile geçiren benim Karadenizli Türk insanım ‘ vatan sağolsun ’ diyerek bu duruma gıkını bile çıkartmadan, devletine ve milletine bağlılığı her şeyden çok üstün görerek birçok acılara ve yoksulluğa katlanmaya devam ediyor.
Benim Karadeniz insanım; Bazı Kürt milliyetçileri gibi kıçını kaldırıp memleketimiz içersinde iç isyan başlatıp kendilerini başka bir yere ait görmüyorlar, ellerine paçavra parçası bir bezi alıp bayrak diye dalgalandırmıyorlar.
Karadeniz’i hoş bunun için karıştırmak istiyorlar ya, şimdi bu yüzden AKP Hükümeti, ABD ve Avrupa Birliği Karadeniz’e parmağını soktu, orayı karıştıracaklar şimdi de, zaten son 6 yıldır Karadeniz’de misyonerlik faaliyetleri inanılmaz boyutlara ulaşıp Pontus hayalleri ile gencecik körpe beyinleri etkileri altına alma çalışmaları inanılmaz boyutlarda devam ediyor.
Karadeniz de oynanan iğrenç oyun tıpkı Doğu ve Güneydoğu’da 25 yıldır oynanan iğrenç oyun gibi yeni ve son 7 yılda başlatılan pis bir oyun ve bu iğrenç oyun uzun vadeli oynanan 25 yıl sonrası planlanarak oynanan, 25 yıl sonrası düşünülüp hesap edilerek yapılan uzun vadeli bir oyun.
Karadeniz insanım bu oyuna gelmemeli, bu oynanan oyuna kanmamalı, baskılar ne kadar çok olursa olsun, ne kadar çok sıkıntı olursa olsun, Karadeniz’e ne kadar çok zulüm yapılırsa yapılsın ‘ önce vatan ’ demekten, ‘ önce Türk sancağı, Türk Devleti, tek vatan, tek bayrak, tek devlet ’ demekten asla vazgeçmemeli, gerekirse canı pahasına da olsa ölmeli ama vatana bağlılıktan asla vazgeçmemelidir.
Karadeniz’de fındıkta oynanan iğrenç oyunda işte bu oyunda önümüzdeki 25 yıl boyunca sürdürülecek olan oyunun bir parçası.
İsmini açıklamayacağım, ismi bende saklı kalsın, AKP Hükümeti’nden bir bakan ekonomist olan arkadaşım ve komşuma cep telefonuyla konuşurken ne dediğini gayet iyi biliyorum. Ekonomist arkadaşımda çok şaşırdı ‘ Harun’cuğum inanılmaz müthiş bir oyun tezgahlıyorlar, ilerisi hiçte iyi değil, ileride memleketin başını iyice derde sokacaklar ’ diye endişeli gözlerle gözlerime bakıp hayıflandı.
AKP’li bakan olan zat ‘ Karadenizli artık fındık yetiştirmeyi bırakması lazım, fındık yetiştirmeyi artık bıraksınlar turizme yönelsinler, turizmde fındıktan daha çok para var, Allah’ın dağında bayırında fındık toplayacaklarına evlerini pansiyon haline getirsinler, fındık tarlalarını imha edip yerine güzel dağ evleri yapsınlar ve bu evleri işletsinler, yabancı turistleri ağırlasınlar, Karadenizli kız ve erkek evlatlarını yabancı turist kızlar ve erkeklerle evlendirsinler, Karadeniz insanı kanını biraz karıştırsın, o zaman sinirinden de, deliliğinden de hiçbirşeyi kalmaz. Fındıkta para az o zaman niye turizme yönelmiyorlar? Karadeniz insanı yabancıya açık olmalı, yabancıyı benimsemeli, özümsemeli yoksa fındık yetiştiriciliğinde ısrar ettikleri sürece yoksul kalmaya az para kazanmaya devam edeceklerdir, o zaman bir tas çorba içmekten şikayetçi olmasınlar, Doğuya ve Güneydoğuya bakın nasıl insanlar hakkını arıyor, Karadeniz insanı içe kapanmaktan, içine kapanık bir yaşam sürmekten vazgeçmeli. Fındıkta fındık niye ısrarla ille de fındık? Başka şeyleri de yetiştirmeyi denesinler, başka türlü de mesela turizme yönelerek te para kazanırlar, hemde çok daha fazla, turizmin getirisi fındıktan çok daha fazladır. ’
Evet aynen satır satır, kelime kelimesine AKP’li bakan bunları söyledi.
Değerli okuyucularım; Görüyor musunuz Karadeniz’de oynanan iğrenç oyunun şifrelerini bu sözlerden çözebiliyor musunuz?Bu şifrelerin Türkiyemiz için ne anlama geldiği görebiliyor musunuz? Anlayabiliyor musunuz?
Değerli okurlarım; Bizim oralarda bir söz vardır. Bazı feminist İstanbul ve başka Büyükşehirlerde ki; feminist olan ve feminist takılan yeni yetme hatuncuklar ve hem kariyer hemde çocuk yaparım diyen ve yaşı 30’una gelmiş kendisine bir koca bile bulamamış evde kalmış ve kucağına alıp okşadığı köpekçiği veya kediciği hayalindeki erkek özlemiyle bakıp besleyen bazı feminist tam cins diyeceğim tipteki avratlar bu söze çok bozulurlar ama bozulsunlar bu o kadar da mühim değil, bu feminist takımı da kadın veya bayan kelimesinin kullanılmamasına çok bozuluyorlar buda umurumda değil ha kadın, ha bayan, ha karı sonuçta hepsinin anlamı avrat, biz Türkler kadına daha önceden hatun, dilber, veya avrat derdik bozulan bozulsun ben bu feminist takımına inat inadına avrat, hatun ve dilber kelimelerini kullanacağım.
Zaten aklı başında mantıklı ve sağduyulu olan zaten bu feminist avratları takmaz ve ciddiye almaz tıpkı sivrisinek vızıltısı gibi ses çıkaran bu cins tipleri benim takmadığım ve ciddiye almadığım gibi. :)
Her ne ise bu konuya bir başka yazımda değineceğim zaten, bugünkü konuma geri döneyim bizim oralarda bir söz vardır. Denir ki ‘ erkeği konuşturan parası kadını konuşturan da kocasıdır. ’ denir.
Şimdi bu AKP Hükümeti Karadenizli erkeklere büyük bir darbe vurdu. Deyim yerindeyse adeta hadım etti, nasıl mı?
AKP Hükümeti Karadeniz bölgesi milletvekilleri ‘ fındık politikasına karışmayacağız, Fiskobirlik özerk bir kuruluş ’ diyorlardı. Şimdi ne oldu?
AKP Karadeniz bölgesi milletvekilleri acaba hangi ülkenin hatta hangi gezegenin milletvekilleri?
Dünya fındığının başkenti olan Karadeniz’de AKP Hükümeti’nin Karadeniz bölgesinin milletvekilleri kendilerine 2002 genel seçimlerinde ve 2007 genel seçimlerinde oy veren fındık üreticilerinin haklarına sahip çıktılar mı? Çıktılarsa ne kadar çıktılar?
AKP Hükümeti Karadeniz’de özellikle de Giresun’da ‘ KÖYDES Projesi ’ kapsamında rant daha büyük diye fındığı geri plana itmedi mi?
AKP Hükümeti’ni fındık üreticisinin sorunları 6 yılda ne kadar enterese etti? AKP Hükümeti’nin Karadeniz bölgesinin milletvekilleri Karadeniz’in sorunlarına sahip çıkıyorlar mı? Çıkıyorlarsa ne kadar çıkıyorlar?
Giresun’daki SEKA Aksu Kağıt fabrikası’nda ne tür dolaplar döndüğünden haberleri var mı acaba AKP ve CHP’nin Karadeniz bölgesi’nin milletvekillerinin?
Yaklaşık 5 trilyona özelleştirme adı altında satılan daha doğrusu peşkeşleştirilen bu fabrikanın aslında asıl değerinin 60 trilyon olduğunu bütün Karadeniz biliyor da AKP ve ana muhalefette ki; CHP Karadeniz bölgesinin milletvekilleri neden bilmiyor acaba?
Bu konuda niçin araştırma yapmıyorlar acaba? Bu fabrikanın özelleştirilmesi pardon peşkeşleştirilmesi hangi şartlar da yapıldı acaba?
Giresun’a bağlı Çıtlakkale’de sahilde bulunan camiyi bile yıktırmak için bile niyetleniyor ve karar alıyor bazıları orayı niye merak etmiyorlar acaba AKP Hükümeti’nin ve ana muhalefette ki; CHP’nin Karadeniz bölgesinin milletvekilleri?
Karadeniz’de Giresun Ticaret Odası, Giresun Esnaf ve Sanatkarlar Odası niye fındık eylemlerinde ağırlıklarını koymuyorlar?
Karadenizli üreticilerin tepkisini bazıları niçin yumuşatmaya çalışıyor? Yoksa önümüzde seçim var diye mi?
Önümüzde ki seçimlerde AKP Hükümeti’nin Karadeniz bölgesinin milletvekilli adayları hangi yüzle Karadeniz’de dolaşıp ‘ bize oy verin ’ diyecekler?
Benim memleketlim, benim cefakar ve vefakar Karadeniz insanım AKP Hükümeti’nin Karadeniz bölgesi milletvekili adaylarına oyunu mu verecek?
Yoksa aynen benim şu anda bu yazıyı yazarken bile yaptığım gibi kolunu ha böyle uzatıp bileğini de yumruk yapıp, baş parmağını da arasına alıp aşağı yukarı sallayarak parmak arası kısaparmak hareketini mi verecek?
Değerli okuyucularım; Karadeniz’de bütün bir yıl yağmur ve yağmurla birlikte gelen sellerle boğuşan Karadeniz insanı şimdi de AKP Hükümeti ve R. Tayyip Erdoğan felaketini yaşamaya başladı.
Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan BM Güvenlik Konseyi tarafından terörist ilan edilen terörist listesinde yer alan bir teröristte şahsen kefil olduğu gibi Karadeniz insanına hele hele Karadenizli fındık üreticisine kefil bile olamamıştır.
Eski İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Sn. Ali Müfit Gürtuna’nın da yer almış olduğu bir toplantıda Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan Sn. Ali Müfit Gürtuna’ya dönerek ‘ Ben hayatta kendi babama bile kefil olmam ’ dediğini o toplantı da yer alan herkes biliyor ve hatırlıyor elbette.
Ama ne hikmetse Hükümet Başkanı yıllar sonra bir teröristte bile kefil olabiliyor.
Hadi gelde şaşırma bu işe, hadi gelde şimdi R. Tayyip Erdoğan’a sandıkta oy ver şimdi, bu zat’a sandıkta oy değil insanın münasip bir tarafından pantolonunu indirip şeyini eline alıp sallayası bile geliyor açıkçası, şahsen benim içimden bunu yapmak ta geliyor.
Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan Karadenizli fındık üreticisinin geleceği ile ve ekmeğiyle oynamaktadır.
AKP Hükümeti Fiskobirliği kendisine rakip olarak görmektedir.
AKP Hükümeti’nin Karadeniz’deki temel politikalarından biride Fiskobirlik’teki özerkliği kırıp 6 yıldır eline geçiremediği Fiskobirlik yönetimini ele geçirmek ve kendi yandaşlarını yönetime getirmek istemektedir.
Böylece bütün memleket çapında çeşitli kurum ve kuruluşlarda ki; kadrolaşmalarda olduğu gibi kendi yandaşlarını yönetimde göreve getirerek Türkiye’yi karanlığa sürüklediği gibi Fiskobirliği’de karanlığa sürüklemek istemektedir.
Burada ki; amaç orta ve uzun vadeli dönemde Fiskobirliği lav edip kapattırmak ve Karadeniz’deki fındık üretimine son verdirmektir.
Bu aşama gerçekleştiğinde bütün Karadeniz bölgesinde yeni bir yapılanma ve yabancılaşma süreci başlatılacaktır. Tüm bu fındıkta ki uygulanan zihniyet bunun zeminini hazırlamak içindir.
Düşünün ve gördüğünüz yerde yakasına hatta kravatına yapışarak sorun lütfen şu Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan’a dünyanın fındık üretiminin %85’ni üreten Karadeniz’de neden tarımda ve fındıkta kooperatifleşmeyi Fiskobirliği lav ederek baltalamak istiyorsun?
Fiskobirlik lav edildiği zaman Karadeniz’de üretilen fındığı kim ve nasıl dünya pazarlarında pazarlayacak?
Fiskobirliğin üzerine atılan suçlamalarla ilgili olarak bundan sonra Fiskobirliğin denetimini kim ve nasıl yapacak?
Neden Karadenizli fındık üreticisine uyguladığın insanlık dışı politikalarla ve zihniyetle zulüm yapıyorsun?
2002 Genel seçimleri sonrasında milletvekili seçilir seçilmez AKP Genel Başkanı olarak devlet yönetiminde ve devlet memuru olmana izin vermeyen bozuk olan KARA SİCİLİNİ neden temizlettin?
Sicilini neden sıfırlattın?
Şimdi kalkmış Abdullah Gül’den sonra Cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünüyorsun bunu hangi yüzle ve hangi temiz sicille istiyorsun?
Vatana ihanet kavramını anayasadan çıkartırken ve değiştirirken bunu niçin yaptın?
Yoksa ileride kodumu oturtan, sözünün eri ve taşaklı bir Başbakan ortaya çıkar seni vatana ihanetten yargılatıp cezalandıramasın diye mi?
Böyle yaparak aklınca kendini yasal bir güvence altına mı aldığını zannediyorsun? Senden hesap sorulamayacağını mı zannediyorsun?
Değerli okuyucularım; Bakınız Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın 7 yıl içinde taşıdığı bozuk zihniyet ve mantığı kabak çiçeğinin açması gibi ortaya çıkmıştır.
Bu mantık ve bu zihniyet karanlık dehlizlerde geçen siyasi yaşamında kendisine kılavuzluk eden, siyasette yanında saf tutan birkaç kişiye kol kanat germek ve o birkaç kişiyi ekonomik olarak kollamak ve palazlandırmaktır.
Burada Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın izlediği temel politika: Önce çamur at, ve böylelikle karşı tarafı yıprat ve çeşitli yollarla küçük düşür, şantaj, tehdit, sindirme, azarlama, ve özellikle de kameraların karşısına geçip utanmadan da yalan konuşarak yanlış bilgilerle kamuoyunu yanıltmadır.
Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan Ordu’da yaptığı konuşmada ‘ Fiskobirliğe İş Bankası kredi versin ’ demiştir.
Peki R. Tayyip Erdoğan neden İş Bankası kredi versin diye tutturuyor?
R. Tayyip Erdoğan İş Bankası’nda kimleri zengin etmeye çalışıyor?
Kimleri ve kendisini destekleyen buradaki hangi iş adamlarını ve çocuklarını palazlandırmaya çalışıyor?
Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan’a bu noktada sormak lazım: Kuruluş amacı çiftçiye kredi vererek tarımı kalkındırmak olan Ziraat Bankası ne güne duruyor?
Ziraat Bankası’nı niye düşünmüyorsun? Orada mamasını vereceğin adamların yok mu yoksa?
Değerli okuyucularım; Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan hergün birçok yerde mikrofon elinde üç beş tane patlak ampul bayrağını eline alıp sallayan zavallı aklını işletmesini bilmeyenlerin önünde konuşup Türkiyemizi gerçeklerden uzak tartışmaların içine doğru sürüklemektedir.
R. Tayyip Erdoğan’ın Giresun’daki konuşmasından sonra fındığı fiyatı 7 YTL’den 5 YTL’ye daha sonra 4.5 YTL’ye daha sonra 2.5 YTL’ye sonra 2 YTL’ye ve en son bugün telefonla sordum fındık üreticisi komşum ve arkadaşıma 1.800 YTL’ye kadar düşmüş durumda.
Fiskobirlik bu konuşmadan sonra dünyanın zararını etmiştir.
Yetmedi.
Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan hiçbir yetkisi ve hakkı olmadığı halde ali kıran baş kesen zihniyeti misali hakkını arayan fındık üreticilerine şiddet uygulamadı diye üzerlerine hortumla su sıkmadı ve üzerlerine biber gazı atmadı diye Emniyet Müdürünü görevden aldırıyor yetmiyor utanmadan televizyon kameraları karşısına geçip bütün haber kanallarında canlı yayında atıp tutuyor atıp tutarken de orada hakkını arayan, alın terinin hakkını isteyen fındık üreticileri katil ilan ediyor yol kapandı diye ambulansta hastaneye yetişemeyen iki kişi öldü diye katil ilan ediyor ve kameralara karşı insanların yüzüne baka baka utanmadan da yalan söylüyor.
Ama biz Türklerde bir söz vardır ‘ yalanın mumu yatsıya kadar yanar ’ derler.
Çok geçmeden R. Tayyip Erdoğan’ın iki kişiyi ambulansta hastaneye yetişemedi diye öldü diye iftira ve çamur atıp fındık üreticilerini katil ilan etmeye kalmasının yalan olduğu kısa bir süre sonra ortaya çıkıyor ve ölen iki kişinin ambulansta hastaneye kaldırılırken yolda değil, denizde yüzerken denizdeki şiddetli dalgalardan boğularak öldüğünü İl Sağlık Müdürü açıklıyor.
Adım gibi eminim ki; şimdi R. Tayyip Erdoğan bu il sağlık müdürüne yapmadığını bırakmaz.
Bu davranışıyla R. Tayyip Erdoğan diğer illerde yaşayan insanlarımızı Karadeniz bölgesine ve Karadeniz insanına karşı kışkırtarak Karadenizli fındık üreticilerini düşman gibi göstermeye çalışacak kadar ileri gitmiştir.
Ekmeği ve alın teri için hakkını arayıp miting yapan ve yolu kesen Karadenizli fındık üreticisini Türk Halkına sanki bir terörist gibi sunmaya çalışmıştır.
Fındığın 1 kilogram maliyetinin asgari 3.41 YTL olduğu bir dönemde çeşitli ihtisas sahibi kuruluşlarca ve bizzat kendi Hükümetinin bakanlarınca açıklandığı bir dönemde R. Tayyip Erdoğan’ın kendini ve haddini bilmez sorumsuzca açıklamaları yüzünden Karadenizli fındık üreticisi çok büyük zararlara uğratılmıştır.
Değerli okuyucularım; Bugün Hükümet Başkanı sıfatıyla R. Tayyip Erdoğan Fiskobirliğin geçen yıl fındığa 7 YTL fiyat biçmesine rağmen birliğin üreticinin parasını ödemek üzere Ziraat Bankası’ndan kredi almasını bizzat kendisi engellemiştir.
Peki R. Tayyip Erdoğan bunu niye engelledi biliyormusunuz?
Çünkü 7 YTL’ye Fiskobirlik fındığı alırsa AKP Hükümeti’nin etrafında bu işten geçinip palazlanan ve rant sağlayan para babaları var.
O zaman bu para babaları 7 YTL’den üreticiden topladıkları fındıkları 8.5 YTL. , 9 YTL.’ye satacaklar ki; bu durumda bu para babaları kendilerine ciddi bir kazanç elde edemeyecekler.
Gelen baskılar sonucunda Fiskobirlik seçime gitme kararını bu yüzden almıştır.
AKP Hükümeti Fiskobirliğin yönetimi ele geçirmek istemektedir. Böylelikle kendi yandaşlarına rant sağlamanın daha rahat yolunu bulacaklardır.
Bugün fındığın kilosu 2 YTL ile 1.800 YTL.’ye kadar düşmüş durumda, AKP Hükümeti Fiskobirlik yönetimine fındığı 2 YTL’den fazla fiyat veremezsiniz diye baskılar yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir.
Değerli okurlarım; Neden biliyor musunuz?
Çünkü AKP Hükümeti’nin bazı adamları, bazı yandaşları 15 Eylül 2008 tarihine kadar toplayabildiği kadar 2 ve 2.5 YTL’den üreticinin elindeki fındığı toplamıştır.
Bu rantçı para babaları 2 ve 2.5 YTL’den topladıkları fındıkları Avrupa pazarına 8 ve 8.5 YTL’den satarak fındığın karını ve kazancını işte bu AKP Hükümeti’nin yandaşları temin etmiştir.
Fındık üreticisi mağdur olmuş, ürünün karşılığını alamamış, aç kalmış, sıkıntı çekmiş AKP Hükümeti’nin ve R. Tayyip Erdoğan’ın hiççç umurunda bile değildir.
Yaşanan fındık krizinde esas suçlu bellidir.
Suçlu kesinlikle AKP Hükümeti ve bu hükümetin başı olan Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan’dan başkası değildir.
Değerli okuyucularım; Bakınız bugün benim Karadenizli fındık üreticim, Karadeniz’in o zor dağ yamaçlarında o yaşlı ve titrek nasırlı elleriyle fındığını toplayan benim Karadenizli anam, benim Karadenizli bacım, Karadenizli hemşerimin sosyal güvenliği yoktur, sosyal güvence altına alınmamıştır, emeklilik hakkı yoktur.
Ama Allah’ın izniyle elbette birgün Türkiye’ye kodumu oturtan ve taşaklı bir Başbakan gelecek ve benim elleri nasırlı, elleri titrek o yaşlı Karadenizli anam, benim Karadenizli bacım, benim Karadenizli hemşerim sosyal güvenlik hakkını elde edecektir ve yaptığı işten emeklilik hakkını kazanacaktır.
Allah’ın izniyle elbette birgün Türkiye’ye kodumu oturtan ve taşaklı bir Başbakan gelecek ve bütün Karadeniz de fındıkçılığın teşvik edilmesi için gereken her şeyi yapacaktır.
Karadeniz fındık ve çikolata sanayisiyle gelişecek ve büyüyecektir. Daha Ocak ayında yani fındık dalında bile bitmeden 7 ay önceden fındık üreticisi benim o elleri nasırlı ve titrek olan Karadenizli anam, benim Karadenizli bacım, benim Karadenizli hemşerim devletin kapısına geldiğinde fındığın parasının %50’sini peşin olarak alacaktır.
Geriye kalan %50’yi de fındığını devlete teslim ettiği gün alacaktır. Yani benim o elleri nasırlı ve titrek olan Karadenizli anamın, Karadenizli benim bacımın, Karadenizli benim hemşerimin ürününü elden çıkardığında devletten tek bir kuruş bile alacağı kalmayacaktır.
Fındıkta uygulanacak bu avans sistemi bütün tarım ürünleri içinde geçerli olacaktır. Türkiye bunu yapacak sözünün eri, kodumu oturtan ve taşaklı yeni bir Başbakan ile tanışacaktır elbette.
Değerli okuyucularım; Bugün Avrupa Birliği üye ülkelerinde bütün tarım ürünlerine uygulanan sübvansiyon yılda 50 milyar avro, ABD ise 45 milyar dolardır.
Hani Avrupa Birliği tarıma teşvik vermezdi? Hani ABD tarıma teşvik vermezdi?
Avrupa Birliği üye ülkeleri ve ABD kendi üreticisine tarımda teşvik vermiyor diyenler bugün yalan söylüyorlar yalannn.
Ama Türkiye’ye gelince hem Avrupa Birliği hemde ABD kota uyguluyorlar, Allah’ın izniyle Türkiye bütün bu çıkarılan yasaları yırtıp çöplüğe fırlatıp atacak olan sözünün eri, kodumu oturtan, lafını kimseden esirgemeyen ve taşaklı bir Başbakan’a elbette birgün sahip olacaktır.
Fiskobirlik son üç yılda 2 milyar dolar ihracat kapasitesine ulaşmayı başarmıştır.
İşin doğrusunda AKP Hükümeti Fiskobirliği ödüllendirmesi gerekirken Fiskobirliği ve fındık üreticisi dışlayıp bunun yerine küresel sermaye güçlerini tercih etmiştir.
Küresel sermaye güçleri ile birlikte kendi yandaşı olan para babalarını daha da semizleştirip palazlandırmak istemiştir. Buda yetmemiş fındık üreticisi ile Fiskobirlik arasında husumet oluşturmaya çalışmıştır.
Bakınız değerli okurlarım; 2006 yılında Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu arasında Fiskobirlik sadece 6 aylık muhteşem performansıyla 77. sıraya kadar yükselmeyi başarmıştır.
Size namusum ve şerefim üzerine temin ederim ki; eğer AKP Hükümeti ve R. Tayyip Erdoğan’ın sürdürdükleri baskılar, tehditler, şantajlar olmasaydı Fiskobirlik 2006 yılında ilk 6 ayda Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında 30. sırada olacaktı.
Ama Allah’ın izniyle Türkiye ve özellikle benim elleri nasırlı ve titrek Karadenizli anam, benim Karadenizli bacım, benim Karadenizli hemşerim AKP Hükümetinden ve bu hükümetin başı olan Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan’dan kurtulduğu andan itibaren Fiskobirlik Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında ilk 10’a girecektir.
Ey Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan sana söylüyorum ve sana yazıyorum çek o pis ellerini Karadeniz’im üzerinden, çek o pis ellerini Karadeniz’in üzerinden.
Senin o meymenetsiz, nursuz ve ceberut yüzünü buralarda Karadeniz insanı görmek istemiyor ve bende görmek istemiyorum, defol git nereye gideceksen, cehennemin köküne kadar yolun var, Canın cehenneme ey R. Tayyip Erdoğan canın cehenneme….
7 yıldır Karadeniz’e çektirdiğin çile yeter artık, fındık üreticilerinin 6 senedir anası ağlattın, yetti gari, defol git cehennemin köküne kadar yolun var, çek o pis elini Karadeniz’imden, çek o pis ellerini Karadeniz’den, o meymenetsiz, nursuz ve ceberut yüzünle uğrama buralara, git bölücülere nutkunu at, git bilmem ne sorunu var diye konuşup seni alkışlayan sözde Kürdistan’ın yanaşması ve vatandaşı olmaya can atanların yanına git.
Değerli okuyucularım; Bakınız Karadeniz insanına, Karadenizli fındık üreticilerine bu R. Tayyip Erdoğan sürdüğü politikaları uygulamaya devam ederse ki; görünen budur.
O vakit Karadeniz bölgesinden İstanbul çoğunlukta olmak üzere Batıya iç göç dalgası hızlanacaktır, iç göç dalgası hızlanınca Karadenizli esnafın yaşadığı kriz daha da derinleşecektir, ve Türkiye 2 milyar dolarlık fındık ihracat gelirinden yoksun kalacaktır.
Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan ne zaman Karadeniz’e gelse bölge insanı ve ekonomisi zarar görüyor.
R. Tayyip Erdoğan’ın kendisi gibi ayağı da uğursuz ve bereketsiz buradan bu çok kolayca anlaşılıyor ve bu ortaya çıkıyor.
Ha burada unutmadan iki buçuk yıl önce ABD’ye ‘ R. Tayyip Erdoğan’ı süpürmeyin daha 7 yılı var, bunun 4 yılı doldu geriye kalan süreyi de doldurmasına müsaade edip kullanın bu Başbakanı ’ diye konuşan danışmanlar bu arada fındıktan trilyonları kazanıp malı götürmeye devam ediyor.
Ben Harun Gökyiğit; Karadenizli Türk halkı adına Hükümet Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ı ve konuyla ilgili iktidar üyelerini ve diğer sorumlu şahısları uyarıyorum ve ikaz ediyorum:
Yol yakınken yaptığınız davranış ve uyguladığınız haksız politikalardan derhal vazgeçin, aksi takdirde milyonlarca vatanını seven ve memleket aşkıyla dolu milyonlarca Karadenizlinin gözünde AKP’nin ve Hükümet Başkanı’nın uyguladığı fındık politikası Karadenizliler için Karadenizliye bir ihanet olarak hafızalardan asla silinmeyecektir.
Karadenizli kendisine ve bölgesine karşı yapılan bu ihanetin hesabını er yada geç birgün mutlaka öyle yada böyle soracaktır.
sağlıcakla kalın.Yıl 2005 fındığın fiyatı,7.4 ytl....AKP nin oyu yüzde 45 civarında.
Yıl 2007 fındığın fiyatı 5.0 ytl...AKP nin oyu yüzde 65 civarında...
eeeeeeeeeee sayın harun bey.. alan veren memnun.. sana ne oluyor...sen niye memleketi kurtarmaya ,insanları aydınlatmaya çalışıyorsun...yahu baksana bölge halkı fındığın fiyatından ve politikalardan memnun kalmışki, iktidar partisine desteğini 23 temmuz 2007 de artırmış....demeokrasi... şu cici demeokrasi iste.....ne demeişler...devenin dikeni, insanın.......??? özür dilerim ama...bu konuda bende o kadar üzgünümki.. bu hakareti kendime etmekten gerei duramıyorum....bende karadenizliyimde... fındık ve çay ın vatanından..
Kurban olurum ben sana, helal olsun sana hemşerim, biz fındık üreticilerinin dertlerini çok iyi anlatmışsın, kurban olurum ben sana,hemşerim gel Artvin'den önümüzdeki genel seçimlerde milletvekili adayı ol, oyumda seninde istese canımda senin olsun olsun, sana kurban olurum hemşerim benim.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Tabiatın cömert davrandığı sebze...
Ardıç : Kozalaklılardan, yaz, kış yapraklarını dökmeyen, güzel kokulu, siyahımsı, yuvarlak yemişleri bulunan bir ağa...
Vücutta hücre yenilenmesini sağlayan ısırgan otu; alyuvar yapımını artırıyor. Yaprak ve sürgünleri salata şeklinde ve...