Avrupa ve ABD’li bilim adamları sera etkisi yaratan gazlar ve küresel ısınma nedeniyle Dünyamızın önümüzdeki 30 ve 50 yıllık dönemlerinde sanılandan çok daha hızlı ısınacağını açıkladı.
Lawrence Berkeley Ulusal Bilim laboratuarları’nın düzenlediği konferansta Avrupalı ve ABD’li bilim adamları sera etkisi yaratan gazların küresel ısınma üzerindeki etkisinin bilindiğini, küresel ısınmanın da sera gazlarının yayılmasını hızlandırdığının görüldüğünü, bunun dünyanın tahmin edilenden çok daha hızlı bir şekilde ısınacağı anlamına geldiğini belirttiler.
Bilim adamları, geçmişte dünya güneşin tabi döngüsü nedeniyle ısınırken atmosfere daha fazla sera etkisi yaratan gazların salındığını, sera gazı seviyeleri arttıkça dünyada ısında arttığını söylediler.
Lawrence Berkeley Ulusal Bilim laboratuarları’nda görevli olan Dr. Margeret Torn ‘ Dünya hızla ısınıyor, önümüzdeki 30 ve 50 yıllık dönemlerde tahminlerinde ötesinde çok daha hızla ısınacak, dünya her geçen yıl olması gerektiğinden çok daha fazla ısınıyor. ’ dedi.
Bilim adamları dünyada beklenen ısı artışının önümüzdeki 30 ve 50 yıllık dönemlerinde 1.6 derece ile 6 derece arasında artışlar olacağını, mevcut iklim modellerinin her birinde 1.5 ila 4.5 arasında derecelerle artışlar olacağını açıkladılar.
Bilim adamları, güneşin tabi döngüsünün yol açtığı fazladan karbondioksitin ısınmayı artırdığını buna mukabil ek olarak karbondioksit ve metan dahil olmak üzere sera gazlarının yayılmasının dünyanın ısınmasına neden olduğuna dikkat çekerek fosil yakıtların yanması sonucu dünyanın son 100 yılda 0.8 son 30 yılda 0.6 derece ısındığını açıkladılar.
Değerli okurlar; Norveç’in batısındaki Trondheim’da düzenlenen ve Kuzey Doğu Atlantik kıyısı olan 12 ülkenin katıldığı Denizleri ve Okyanusları Koruma Örgütü’nün (Ospar) düzenlediği toplantıda açıklanan araştırmaya göre; insana bağlı CO2 salımının fazlalığı sebebiyle bu yüzyılın sonunda okyanuslarda ve denizlerdeki yaşamda büyük değişiklik meydana gelecek ve okyanusların ve denizlerin asitlenmesi önemli bir etki yaratacak.
Araştırma sonucunda hazırlanan rapora göre; atmosferdeki CO2’nin üçte birini soğuran deniz ve okyanus suyu önümüzdeki 100 yıl sonunda son yüz bin yıldan yüz kez daha hızlı bir şekilde asitlenecek.
Bir çözeltinin asitlik oranının belirten hidrojen potansiyelinin (pH) yüzyıl sonunda okyanusların ve denizlerin yüzeyinde 0.3 birim kaybına uğruyacağı tahmin ediliyor. Bu oran azaldıkça, çözeltide daha asitli hale gelirken, sanayi devriminin başlamasından bu yana kaydedilen kayıp sadece 0.1 birim.
Bu asitlenmenin mercanların, planktonların ve bitkiler ile besin zincirlerindeki diğer belli başlı organizmaların zayıflamasına neden olacağı, koruyucu kalker tabakaları oluşturmalarını engelleyeceğini belirten rapora göre; denizlerdeki ve okyanuslardaki bu aşırı asitlenmenin ekolojik sonuçlarının henüz bilinmese de araştırmalara dayanılarak oluşturulan senaryoların belirgin bir olumsuz etkinin görüleceğini gösteriyor.
Bu arada Dünya Meteoroloji Örgütü atmosferdeki sera etkisine yol açan gazların 2006 yılında rekor seviyelere ulaştığını açıkladı.
Örgütün sera etkisine yol açan gazlarla ilgili hazırladığı raporda CO2 konsantrasyonunun atmosferde sera etkisine yol açan gazların yüzde 62’sini oluşturduğu belirtilerek sanayi devriminden önce olan 1750 senesine göre CO2 miktarının artışının yüzde 45’e ulaştığı açıklandı.
Örgütün açıkladı raporda: ‘ Karbondioksit seviyesi düzenli olarak artmaya devam ediyor ve istikrarlı bir seviyede kalmayacağı benziyor. Şu an atmosferde bulunan karbondioksitin 50 ila 200 yıl kalacağı bilindiğinden bu sorunun bugün yada yarın çözülemeyeceğini anlamak için bilgin olmaya gerek yok ’ denilerek CO2 salımı bugün durdurulsa bile, sanayi devrimi öncesi yani 1750 senesi öncesinin değerlerine dönülebilinmesi için en fazla 500 yıl en az ise 100 yıl beklenmesi gerektiği belirtiliyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü’nün açıklamasında sera etkisine yol açan gazların yüzde 20’sini oluşturan metan konsantrasyonunun son 250 yılda yüzde 155 oranında arttığı, sera etkisine yol açan gazların yüzde 6’sını oluşturan ve 1750 yılından bu yana yüzde 18 artan azot protoksitin de 2006 yılında yüzde 0.33 artış gösterdiği belirtildi.
Değerli okurlar; Birleşmiş Milletlerin ‘ Küresel Biyolojik Çeşitliliğe Bakışı ’ adlı 92 sayfalık açıklanan rapora göre; dünyadaki canlı türlerinin bir numaralı düşmanı olarak insanoğlu olduğu açıklandı. Dünyada ki canlı türlerinin kaybolmasının en büyük nedeninin insanlar olduğu ve dünyadaki mevcut canlı türlerinin yok olma sürecini yavaşlatmak için çok büyük çabalar gösterilmesi gerektiği belirtildi.
Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Sekreterliği, Brezilya’nın Curitiba kentinde başlayan konferans sebebiyle yayınladığı bu raporda ‘ 65 milyon yıl önce dinozorların yok olmasından sonra yeryüzü tarihindeki en büyük altıncı türün yok olmasından insanlar sorumludur. ’ deniliyor.
Rapora göre; dünyadaki insan nüfusunun 7 milyara yükselmesinin neden olduğu kirlilik, şehirlerin büyümesi, ormanların yok edilmesi ve kürsel ısınma hem hayvanlara hemde bitkilere zarar veriyor. Deniliyor.
Canlı türlerinin mevcut yok olma hızının eskisinden bin kat daha fazla olduğu belirtilen raporda özellikle 2002 yılından bu yana canlı türlerinin yok olma hızında önemli artışlar olduğunun saplandığı belirtildi.
Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Koruma Birliği’nin hazırlayıp sunduğu ‘ Kırmızı Listeye ’ göre son 500 yıl içinde dünyadaki bilinen 844 hayvan ve bitki türünün yok olduğu açıklandı.
Çöllerden ormanlara kadar çevrenin daha iyi korunması ve sudan keresteye kadar kaynakların daha iyi yönetilmesi gerektiği istenilen raporda; dünyanın kara yüzeylerinin yüzde 12’si koruma altına alınmış iken okyanusların ve denizlerin sadece yüzde 6’sının koruma altına alınmasının yanlışlığına dikkat çekilerek okyanusların ve denizlerdeki bu koruma altına alınan oranın artırılması gerektiği açıklandı.
Rapora göre; 2000 ve 2006 yılları arasında dünyadaki yıllık net orman kaybı 7.8 milyon hektar olduğu ve bunun da Panama yada İrlanda’dan biraz daha büyük bir alana denk düştüğü belirtilerek 1990 ve 2000 yılları arasında dünyadaki net orman kaybının 8.9 milyon hektar olduğu da hatırlatıldı.
Değerli okurlar; Dünya Doğal Hayatı Koruma Örgütü (WWF) 2006 kış aylarından bu yana birçok beyaz ayıda anormal biçimde saldırgan davranışlar gözlendiğini, beyaz ayılardaki bu davranış değişikliğinin de küresel ısınmaya bağlı olduğunu açıkladı.
Dünya Doğal Hayatı Koruma Örgütü tarafından yapılan açıklamada Rusya’nın Uzakdoğusuzdaki Çukotka bölgesinde 15 yaşında bir çocuğun beyaz bir ayı tarafından öldürüldüğü belirtilirken üç beyaz ayının da bölgedeki saldırgan davranışları nedeniyle yaşamına son verildiği belirtildi.
Dünya Doğal Hayatı Koruma Örgütü yiyecek aramak için göç eden beyaz ayıların, toprağa ayak basmak için buzulları kullandığını, ancak küresel ısınma sebebiyle buz oluşumunun gecikmesi sebebiyle bazılarının denizde uzun mesafeleri yüzmek zorunda kaldığı ve buna dayanamayan bazı beyaz ayıların güç kaybına uğrayarak yaşamını yitirdiklerini açıkladı.
Karaya ulaşmayı başaran beyaz ayıların da çok zayıf düştüğü, bu yüzden de ihtiyatlı olma iç güdülerini tamamen kaybeden beyaz ayıların bölgedeki köylere kadar inmeye başladığını ve buralarda insanlara saldırdığı açıklanan raporda küresel ısınmanın beyaz ayıların yaşamını olumsuz yönde etkileyerek davranış kalıplarının bozulmasına yol açtığı belirtildi.
Bilindiği gibi Dünya Doğal Hayatı Koruma Örgütü 2003 yılından bu yana Rusya’da Beyaz Ayıları Koruma Programını yürütüyor.
sağlıcakla kalın.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Tabiatın cömert davrandığı sebze...
Ardıç : Kozalaklılardan, yaz, kış yapraklarını dökmeyen, güzel kokulu, siyahımsı, yuvarlak yemişleri bulunan bir ağa...
Vücutta hücre yenilenmesini sağlayan ısırgan otu; alyuvar yapımını artırıyor. Yaprak ve sürgünleri salata şeklinde ve...