Zbigniev Brzeinski ‘ Büyük Santraç Tahtası ’ adlı ünlü strateji kitabında, ‘ amfibi kıyı kontrolü ’ adlı önemli bir konseptten söz ediyor ve bunu şöyle açıklıyor:
‘ ABD yalnızca dünyanın bütün okyanuslarını ve denizlerini kontrol etmekle kalmayıp, kendi gücünü siyasi olarak önemli biçimlerde ülkelerin içine yansıtabilen ‘ amfibi kıyı kontrolü ’ için iddialı bir askeri yetenek geliştirmiştir.
ABD politikasının nihai hedefi küresel bir dünya imparatorluğunun oluşturulmasıdır.
Bu imparatorluğun oluşturulması sürecinde ABD’ne meydan okuyabilecek bir Avrasyalı rakibin ortaya çıkması oldukça önemlidir.
Küreselleşmenin Avrasya yeni ideolojik haritasında; Rusya, Çin, Hindistan, Fransa ve Almanya kritik önemde beş jeostratejik oyunculardır. Ukrayna, Azerbaycan, Güney Kore, İran ve Türkiye ise beş jeopolitik mihverlerdir.
Türkiye ve İran sınırlı kapasiteleri dahilinde aynı zamanda kısmı jeostratejik oyuncudurlar.
ABD için temel sorun, beş stratejik oyuncudan özellikle Rusya, Çin ve Hindistan’ın birleşik bir cephe kurmasının mutlak suretle önlenmesidir.
Bunun önlenmesine yönelik konsept ise Brzeinski’nin sözüne ettiği konsepttir.
Bu konsept de; kıta kıyısı ülkeler iktidarları ABD’ce ekonomik, askeri, siyasal, kültürel kuşatma altına alınmaktadır.
Düzmece seçimler ve hükümet darbeleri gerçekleştirme olanağına sahip olunmaktadır.
2003 Aralık ayında Türkiye’yi ziyaret eden Uluslararası Avrasya Hareketi Genel Başkanı Aleksandır Dugin; 10 Aralık 2003 tarihinde İstanbul’da yaptığı açıklamada ABD’nin ‘ amfibi kıyı kontrolü ’ konseptini şöyle değerlendirmiştir:
‘ Avrasya Projesi’ne karşı Amerikan projesi olan ‘ Anaconda Projesi ‘ Amerika tarafından yürütülmektedir,bu Anaconda projesi kıyı bölgelerini kontrol altında tutma projesidir,bu Anaconda projesi içinde ülke halkları kurban edilmektedir. ’
Neo Coni şahinleri bir taraftan mevcut kıta kıyı ülkelerindeki askeri hegomanyasını yayarken diğer taraftan Afganistan ve Irak savaşını fırsat bilerek yeni kıta kıyılarında üsler açmak için bu ülkelere karşı yoğun baskılarda bulunuyor.
Bir kısmında da yeni yapılandırma ve genişletmeleri gerçekleştiriyor.
16 Ocak 2004’te Mark Grossmann İstanbul’da yaptığı açıklamada:
‘ ABD Savunma Bakanı,dünyadaki ABD üsleri yanı sıra Avrupa ve Türkiye’dekilerini de ziyaret etmiştir, kuvvetlerimizi belli yerlerden taşıyacağız, üs yapılarını değiştireceğiz, bütün kuvvetlerimizin yapısını değiştireceğiz. ’ demiştir.
Nitekim ABD’nin uzun süredir Gürcüstan, Azerbaycan ve Ermenistan’da üs kurma ve üs satın alma pazarlıkları yaptığına tanık oluyoruz.
ABD Anaconda projesi ile Avrasya’yı teslim alarak Hazar, Körfez ve Orta Asya bölgesi’ndeki petrol alanlarını denetim altına almayı amaçlamaktadır.
Bulunduğumuz küresel koşullarda Anaconda projesi açısından; Ukrayna ve Güney Kafkasya’nın öncelik aldığına tanık oluyoruz.
Nitekim ABD Karadeniz kıyı ülkelerini üslerle donatıyor. Çünkü Ukrayna’nın bağımsız bir devlet olmaktan çıkarak Rusya ile stratejik olarak birleşmesi Anaconda projesi’nin iflasına yol açabilir.
Ukrayna’nın bu şekilde elden çıkması Azerbaycan, Gürcüstan ve Ermenistan’ın Rusya’nın etki alanına girmesine ve Türkiye’ye karşı kapanmalarına neden olabilir.
Bu kapanma Özbekistan ve Türkmenistan’nın da Türkiye’ye karşı kapanmasına yol açar.
Bakü-Ceyhan Amerikan projesi rafa kaldırılır. Bunların sadece bir teki bile ABD’nin Anaconda projesi’nin çökmesi sonucunu getirir ki böyle bir sonucun ABD tarafından kabul edilemeyeceği açıktır.
İşte bu nedenle ABD; Bulgaristan, Romanya, Azerbaycan, Gürcüstan, Ermenistan, İspanya, Kıbrıs, Girit, İsrail, Kuveyt, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Suudi Arabistan, Irak, Türkiye ve Malezya’daki üslerle Avrasya’yı Anaconda projesi ile kuşatması altına almayı amaçlamaktadır.
ABD ‘ yayılmacı gücünü ’ Anaconda projesi ile güç dengesi politikalarına dayalı olarak genişletirken, ‘ toprak genişletmesi yoluyla ’ gücünü yaymadığını iddia etmekte ve bunun demokratik bir tavır olduğunu dünya’ya propagandalayabilmektedir.
ABD’nin Avrasya’ya karşı Anaconda projesini yarmanın tek yolu ABD’ne karşı ‘ Avrasya Projesini ’ Türkiye’nin önderliğinde Avrasya Hareketi içersinde inşa etmek ve süratle uygulamaya geçirebilmektir.
Buda son tahlil de ciddi bir mücadeleyi gerekli kılmaktadır.
Bu bağlamda mücadeleye şimdiden hazır olunmalıdır çünkü bu mücadele bir hayli çetin ve acılı geçecektir ve iki testiden biri elinde sonunda kırılacaktır ancak bu kırılan testi Türkiye’nin de içinde önder olarak yer alacağı Avrasya projesi ve Avrasya Hareketi olmayacaktır.
Amerikan emperyalizminin; Avrasya hareketini dinamitlemek için geliştirdiği Anaconda projesi’nde önemli bir unsur olan ABD üsleriyle ilgili bilgileri de siz değerli okurlarımla paylaşıp yazımı bu şekilde noktalarken hiç kimsenin aklından çıkartmaması için şunu önemle hatırlatıyorum:
Anaconda avını önce ezerek sonra boğarak yok eden bir yılandır.
Burada ezilecek ve boğulacak olanın ne olduğunu ve karşınızdaki tehlikenin ne olduğunu bilirseniz vatanınızı ve kendi canınızı da ancak o şekilde koruyabilirsiniz, buda memleketini seven gerçek vatansever insanların kulaklarına küpe olsun.
Türkiye’de teslimiyetçi olan ve içimizdeki hainler ise onlar zaten benim muhatabım değildir.
Ben onları insandan bile saymıyorum ve onları insan olarak bile görmüyorum.
Bunu da bir dip not olarak yazımın sonunda son cümlelerim olarak eklemek istiyorum. Çünkü duyguları ve düşünceleri berrak olmayan, ve ortada muallakta kalarak sözde güya hiçbir taraf ve cephede yer almadığını söyleyip tarafsız kalmak isteyen yada öyleymiş gibi gözüken, hangi taraf iktidarda ise ve hangi taraf daha güçlü ise kuyruklarını o tarafa doğru sallayan, benim gözümde ise memleketin baldırı çıplak soytarıları olarak gördüğüm bu insanların hiçbir zaman arasına girmeyeceğimi ve arasında yer almayacağımı, bu dünya ortadan yarılsa da, gök kubbe birbirine karışsa da, gök kubbe birbirine girse de, ve üzerinden ne kadar zaman da geçerse geçsin s..... sene de yer almayacağımı tarihe yazılı ve sözlü olarak kayıt düşme açısından bir kere daha ifade edip bunun önemle bilinmesini siz değerli okurlarımdan arz ederim.
ABD’nin Üsleri
Bulgaristan Üsleri: ABD, Bulgaristan ile görüşmelerinde; Sarafova ,Graf, Ignatievi askeri hava alanları ile Koren ve Nova askeri eğitim sahalarının kullanımı konusunda ısrarlarını sürdürmektedir. ABD Almanya’daki üslerinden 15 bin askerini bu üslere kaydırmayı planlamaktadır.
Romanya Üsleri: ABD halen Romanya’da Kogalniceanu hava üssü, Babadağ askeri eğitim sahası ve Karadeniz’deki Mangalia askeri limanı’yla ilgili görüşmelerini sürdürmektedir. Pentagon; Bulgaristan ve Romanya’daki bazı üsleri arasında özel komando birlikleri de bulunan 3 bin muharip sınıf askerin eğitim alanı olarak kullanmaya hazırlanmaktadır. Amerikan askerlerinin Balkanlarda eğitim görmelerine kısa sürede başlanacaktır. Piyade, topçu, hafif zırhlılar ve helikopter gibi unsurları içeren Amerikan askeri gücü bu üslerde 30 günlük ve 90 günlük iki ayrı yoğun eğitim programına tabi tutulacaklardır. Sıçrama tahtası işlevi görecek olan bu üslerdeki askerler aynı zamanda Ortadoğu ve Orta Asya’da sorunlu yerlere hızla hareket ederek ilk müdahaleyi yapacaklardır. Ardından ABD’den ağır silahlarla donanmış takviyeli birlikler bu kuvvetlere katılacaktır.
Azerbaycan Üsleri: ABD’nin Azerbaycan’da hali hazırda askeri üssü mevcut değildir. Ancak ABD’nin Azerbaycan’da üs kuracağı kesindir. Rahmetli Haydar Aliyev 1998 yılında ‘ Azerbaycan’da hiçbir yabancı devletin birliğinin ve askeri üssünün olmadığını ve bundan sonrada olmayacağını ’ açıklamış olsa da, Azerbaycan daha sonra NATO üyeliğine talip olmuştur ve ABD’nin üs kurma girişimlerine destek vermiştir. Bugün İlham Aliyev’de aynı politikaları benimsemiş bulunmaktadır. Rusya’nın Azerbaycan’da Gabela’da radar üssü mevcuttur, Rusya bu üssü Azerbaycan’dan 10 yıllığına 7 milyon dolara kiralamıştır.
Gürcüstan Üsleri: ABD ile Gürcüstan arasındaki 2001’de bir savunma anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre ABD askerlerini Gürcüstan’a göndermiştir, o günden bu yana ABD ile Gürcüstan arasında tümü askeri olmak üzere Tiflis’e yakın iki hava alanı ile ülkenin batısındaki bir hava alanının ABD uçakları için kullanılması kararlaştırılmıştır. Türkiye’nin Türk savaş uçakları Tiflis’e 30 km. mesafedeki Marnevli üssünü kullanmaktadır. Anlaşmaya göre Türk Savunma Bakanlığı’ndan bir grup yetkili önümüzdeki beş yıl süresince söz konusu üs’te daimi olarak görev yapacaklardır. Rusya’nın Tiflis yakınlarında Vaziyani’de Krtsasini askeri üssü vardı, ancak Rus birlikleri 2000 yılında buradan çekilmiştir, bu üs şu anda boş vaziyettedir. Rusya’nın Gürcüstan’da Batum ve Ahılkelek’te olmak üzere iki askeri üssü ve Abhazya’da barış karargahı olarak kullandığı Gudavta üssü vardır.
Ermenistan Üsleri: ABD Ermenistan’da herhangibi bir üsse sahip değildir. Ama burada üs kurma yolunda girişimleri devam etmektedir. Rusya; Azerbaycan-Ermenistan savaşında Ermenistan’a destek vererek Ermenistan’daki askeri varlığını yasallaştırmıştır.
Kuveyt Üsleri: ABD, Bahreyn’de 5.filonun ana deniz üssüne ve Şeh İsa hava üssüne sahiptir.
Birleşik Arap Emirlikleri Üsleri: ABD, Birleşik Arap Emirlikleri’nde El Dafra hava üssüne sahiptir.
Umman Üsleri: ABD, Umman’da Fujayra,Masnaa, Saeb,Mesire ve Thumrait hava üssü olmak üzere 5 hava üssüne sahiptir.
Suudi Arabistan Üsleri: ABD,Başkent Riyad’a 5 km. mesafede Prens Sultan ve Dahran’da Dahran hava üssüne sahiptir. Irak savaşı konusunda ABD ile anlaşamayan Suudi Arabistan, Prens Sultan hava üssünü boşaltmasını istemiştir ve ABD 10 yıldır kullandığı bu üssü boşaltmıştır. Fakat Dahran hava üssü halen ABD tarafından kullanılmaktadır.
Irak Üsleri: ABD,K.Irak’ta Serbing hava alanını kontrol altında bulundurmaktadır. K.Irak’ta Bashur hava alanı da, Musul’un batısındaki Tel Afar Amerikan üssü’de, Bağdat yakınlarındaki uluslararası Bağdat hava alanı da, Irak’ın güneyinde Nasiriye yakınlarındaki Talil hava alanı da, ve Irak’ın batısındaki çölde bulunan H-1 hava alanı üsleri bulunmaktadır.
İspanya Üsleri: ABD, İspanya’nın Moran hava üssünü kendi amaçları doğrultusunda kullanmaktadır.
Kıbrıs Üsleri: ABD, Kıbrıs’ın güneyinde Agratur ve Dikelya askeri üssü olmak üzere iki İngiliz üssü de bulunmaktadır. Bu üslerdeki İngiliz kuvvetleri nükleer cephaneliğe sahiptir. Üsler tatbikat alanlarıyla birlikte İngiliz toprakları sayılmaktadır. 20 bin İngiliz askerinin olduğu bu üsler ABD tarafından da kullanılmaktadır. Bu üsler aracılığıyla Ortadoğu’ya müdahalelerde bulunulmaktadır. Güney Kıbrıs’ta ‘ Rum-Yunan Ortak Savunma Doktrini ‘ gereği Yunanistan’a tahsil olarak inşa edilmiş ve operasyonel hale getirilmiş olan Baf hava üssü Larnaka ve Limasol askeri deniz üssü mevcuttur. Bu üç üs’te ABD’ce kullanılmaktadır.
Yunanistan Üsleri: ABD,Girit Adası’nda Iraklion’da deniz üssü, Suda Bay’da 6.filo ana üssü ve Maraton’da Nae Marki denizaltı üssüne sahiptir.
İsrail Üsleri: Akdeniz’in kuzey kıyısında Palmikhin ve Kudüs’ün batısında Tel Nof hava üslerini İsrail ile birlikte ABD’ce de kullanılmaktadır.
Malezya Üsleri: Avusturalya, İngiltere, Yeni Zelanda, Singapur ve Malezya 32 yıl önce Singapur ve Malezya’yı dış tehditlere karşı korumak için bir savunma anlaşması imzalamıştır. ABD bu anlaşmaya dayanarak son zamanlarda Malezya’da üs kurmak istemiş Malezya bunu kabul etmemiştir. Bununla beraber ABD’nin bu konuda ısrarı halen devam etmektedir.
Türkiye Üsleri: ABD,Türkiye’de İncirlik hava üssüne sahiptir. Türkiye’de Batman, Muş, Konya, Çorlu, Diyarbakır ve Sabiha Gökçen hava üsleri operasyonel hale getirmeyi ve ABD savaş uçakları için ana operasyon merkezi haline getirmeyi planlamaktadır. Diğer taraftan Samsun, Trabzon, Mersin ve İskenderun limanları da bu planlamaya dahil edilmiştir. Bu konuyla ilgili olarak şu anda iş başında olan mevcut Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti yada bir başka tarif tanımıyla AKP Hükümeti’yle olan görüşmeler devam etmektedir. ABD’nin Antakya’nın Hatay merkez Kisecik köyü ve Arsuz hattında bulunan Amanos Dağları’nda büyük bir gizlilik içersinde yürüttüğü yeni bir gözetleme ve radar üsleri kurma çalışmaları ve faaliyetleri mevcut iş başında bulunan Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti yada kamuoyunun algıladığı diğer bir tanımla AKP Hükümeti’nin imzalamış olduğu anlaşma gereği burada yeni üs kurma faaliyetlerinde bulunmaktadır.
sağlıcakla kalın.
Not ve Açıklama:
Değerli okurlar; son 3-4 gündür gelen elektronik postalarınızda Gümüşhane’de yapımı tamamlanan Gazipaşa ilköğretim okuluna Atatürk’ün veciz sözlerinden biri yerine Hükümet başkanı R.Tayyip Erdoğan’ın söylemiş olduğu bir sözünün yazılmış olması hakkında, deniz feneri yolsuzluğu hakkında, Ergenekon davası hakkında, yerel seçimlerde hangi parti birinci olur hakkında, ne olacak bu G.Saray’ın hali şeklinde sorularınız bir hayli birikmiş durumda.
Kısa kısa sorularınızı cevaplamaya çalışayım.
AKP iktidardan düştüğü zaman Türkiye’de bir normalleşme süreci başlayacaktır mutlaka.
Bir gün Nasrettin hoca cami’de namaz kılmaya hazırlanırken cami’nin yukarısında kendisine özel bir balkon yaptırmış olan ve kendisine özel olarak yaptırmış olduğu görkemli balkonda tek başına namaz kılmaya hazırlanan Timur’u görür ve seslenir: - Ey Allah’ım bakar mısın buraya?
Timur kaşlarını çatar ve hiddetlenerek: - Nasrettin hoca ne Allah’ı tövme de ben Timur’um Allah değil.
Nasrettin hoca bu sefer biraz düşünmüş ve tekrar seslenmiş: - Ey Cebrail bakar mısın buraya?.
Timur yine kaşlarını çatmış ve – Nasrettin hoca tövme de ne Cebrail’i görmüyor musun ben Timur’um.
Nasrettin hoca bu sefer gülümsemiş ve – Madem Allah değilsin, madem Cebrail değilsin, madem Timur’sun o halde in oradan aşağıya da gel burada halkın arasında namazını kıl!
Değerli okurlarım; bugün AKP ve R.Tayyip Erdoğan’da aynen bu hikayedeki gibi Timur’un pozisyonundadırlar.Gün gelecek AKP iktidardan gidecek Gümüşhane’deki Gazipaşa ilköğretim okulundaki o R.Tayyip Erdoğan’ın sözü duvardan silinecektir ve oraya Atatürk’ün veciz sözlerinden biri yazılacaktır elbette.
Bu tarz hareketler, davranışlar, eylemler görgüsüzlüğün ve hazımsızlığın, bayalığın, çiğliğin dik alasıdır.
Bunlar yeni şeyler değil budan yaklaşık 4 sene öncesinde de Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Hükümet Başkanı R.Tayyip Erdoğan kendi isimlerinin baş harflerini taşıyan ve bulundukları makamının adı yazılı olan çorapları giyerek törenleri, açılışlara katılmışlardı. O olayı hatırlayanlarınız vardır eminim. Bu tür davranışlar basit ve gelişimini tamamlamamış yada gelişimi eksik kalmış olan insanların yapabileceği işlerdir. Ben bu olayı böyle görüyorum ve bu şekilde değerlendiriyorum.
Deniz Feneri yolsuzluğu hakkında zaten durumu sizler görüyorsunuz artık yargı sürecine dahil olmuş bir olay hakkında benim konuşmam doğru olmaz. Ben prensip gereği kesinlikle bu tarz özel ve gönüllü yapılan kuruluşlara yardım da filan bulunmam. Ben burada yardım konusunda sadece devletin resmi kurumlarını tanırım ve yardımda bulunacaksam da devletin resmi kurumları vasıtasıyla yardımda bulunurum. Sebebi de çok açıktır bu tarz özel ve gönüllü aracı olan yardım kuruluşlarına güvenmiyorum açıkçası.
Ergenekon diye adlandırılan davada at iziyle it izi birbirine karışmış durumda, ben AKP iktidarına ve Hükümet başkanı R.Tayyip Erdoğan’ı samimi bulmadığım için güvenmiyorum ve inanmıyorum.
Bir kere davada Ergenekon adının ısrarla kullanılması yanlıştır ve sakat bir zihniyettir.
Bu davada ben Ergenekon adını kullanmıyorum. Bu davaya ben Genişletilmiş Dava adını taktım. Bu dünyada hiç kimse ve hiç kimsenin gücü Ergenekon adını kirletilmesinde beni kullanamaz. Ben bu konuda en başından beri bir tavır koydum ve davanın adını Ergenekon olarak değil Genişletilmiş Dava diyerek bu adı kullanıyorum. Bekleyip göreceğiz bakalım Genişletilmiş Dava nasıl sonuçlanacak, ancak benim tahminim bu dava çok uzun sürer bu davanın 10 yıldan önce sonuçlanacağını sanmıyorum. Ha davadan bir şey çıkar mı? Bir netice çıkar mı? Orası artık yargının işi o konuda bir yorumda bulunamam.
Yerel seçimlerde hangi parti birinci olur? Sorusu abeste iştigal bir soru, AKP eğer yüzde 40 ve altında bir oy oranı elde ederse seçimleri başarısız geçirmiş demektir. Eğer yüzde 40’ın üzerinde oy alırsa seçimleri başarıyla geçirmiş demektir. Seçim işleri hiçbir zaman belli olmaz son bir hafta kala öyle bir olay patlak verir ki bir bakarsınız favori olan AKP seçimleri kaybeder yada oyunu iyice artırarak birinci parti olarak çıkar.
Ben bu yerel seçimleri esasen çok fazla önemsemiyorum esas bu yerel seçimlerden sonra AKP’nin oy kaybedeceğini ve 23 Temmuz 2009 tarihi itibariyle de iktidardan düşmeye başlayacaklarını düşünüyorum ve inanıyorum. Bu yerel seçimlerden sonra siyasette yeni şekillenmeler, yeni birliktelikler, yeni alternatifler ortaya çıkacaktır. Bunu yerel seçimlerden sonra Mayıs-Haziran ayları itibariyle sizlerde görmeye başlayacaksınız zaten.
Eğer AKP gibi bir parti geçtiğimiz genel seçimlerde yüzde 47 oy alırsa, iktidara gelen politikacıların ve genel başkanın hele birde fundemantel dediğimiz alt yapısı zayıfsa kendisini zaman içersinde çok farklı görmeye başlar. Bakınız bu ülkeye matbaa 300 sene geç geldi. Bu ülkede kitap matbaa da yeni basıldığı zaman Avrupa’da 300 sene evvelinde insanlar kitap okuyordu.
Bizde bizim insanımız her şeyi çok iyi bildiğini zanneder ama aslında okumadığı için hiçbir şey bilmez. Sadece kulaktan dolma bilgilerle bir bilgi seviyesi vardır bizim insanımızın. Bizim insanımız daha çok görerek ve yaşayarak öğreniyor okuyarak değil.
Bugün Fransa’ya gidin oranın bir köyünde bir Fransız köylüsüne Haçlı seferleri ile ilgili ne biliyorsun? Haçlı seferlerini anlatır mısın? Diye sorduğunuzda size karşı üç beş kelam edebiliyor. Bizim ülkemizde bu durum böyle mi peki? Hayır değil.
Bizim insanımız, bizim ülkemizdeki seçmenler genel başkanların davranışlarından, sözlerinden etkilenip oyunu veriyor. Yapılan ve uygulanan politikaların neler olduğunu bilerek ve anlayarak değil.
Bizim ülkemizde 3 kişiye yılda bir kitap düşüyor. Japonya’da bir kişiye yılda 100 kitap düşüyor. İngiltere’de bir kişiye 115 kitap düşüyor, Almanya’da bir kişiye 110 kitap düşüyor, Fransa’da bir kişiye 125 kitap düşüyor.
Okumayan bir halk her zaman politikacılar tarafından kandırılmaya ve sömürülmeye mahkumdur.
İnsanımızın artık lütfedip hiç değilse biraz olsun kendisini sorgulaması lazım. İnsanımız sadece karnını doyurmaya, barınmaya ve seks yapıp üremeye bakıyor. İsteyen kusura baksın ama aynı işi doğada hayvanlarda yapıyor ve hayvanlarda doğa da bu şekilde yaşıyor.
Ama sorarsanız insanımız güya her şeyi biliyor oysa hiçbir şey bildiği yok insanımızın. Çünkü okumuyor. Okumayan, araştırmayan, merak etmeyen, sorgulamayan bir insan hiçbir şey bilmez.
Demek ki Türkiye R.Tayyip Erdoğan gibi hükümet başkanlarına, Deniz Baykal gibi müzmin muhalif genel başkanlara müstahak.
Bugün bunlar daha çok iyi günlerimiz. Ülkemiz ve insanımız daha da çok fakirleşecektir. Göreceksiniz 2009 Temmuz ayından itibaren ekonomik kriz daha da derinleştiğinde bu ülkede ev kadınlarının kocasının kravatını alıp kendisini asarak intihar ettiği haberlerini, işsiz kalan babaların intihar haberlerini çok okuyacaksınız.
O atılan sıfırların yanına yeniden sıfırlar gelecek bunu da göreceksiniz.
O zaman görüşeceğiz elbette ekonomi AKP iktidarı döneminde, R.Tayyip Erdoğan’ın hükümet başkanlığında senelerdir iyi mi yönetilmiş kötü mü yönetilmiş
O zaman göreceğiz.
Film daha devam ediyor.
Bu filmin sonunu daha görmediniz.
Yerel seçimlerde olası kazanacağı bir zaferde AKP’yi başarılı görmeyin. Çünkü filmin sonunu daha görmediniz. Filmin sonu yerel seçimlerden sonra bitmiyor ki. Yerel seçimler yapıldıktan sonra filmin daha ortasına gelmiş oluyoruz.
Filmin sonu ne zaman mı?
2010 erken genel seçimlerinde R.Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’nin sonunun ne olacağını göreceksiniz.
G.Saray’ın hali ne olacak? Sorusuna gelince burada spor yazısı yazmıyorum ben.
Bunu da özellikle yapıyorum. Onun için sportif sorulara bu köşede cevap vermem.
Sevgi, saygı ve en derin muhabbetlerimle….
Kitap Tavsiyelerim:
- Kemal’e Eren Kadınlar- Melike İlgün-Okuyan Us Yayınları,
- Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (5 cilt)- Nicolae Jorga-Yeditepe Yayınevi,
- Büyük Osmanlı Tarihi (5 cilt)- Enver Ziya Karal-Türk Tarih Kurumu,
- Atatürk’ten Türkiye’ye Işık Tutan Konuşmalar- Halil Bal-Truva Yayınları,
- Bulgarlar Ve Ermeniler Arasında Amerikan Misyonerleri- Mithat Aydın-Yeditepe Yayınevi,
- Ege’nin Unutulan Türkleri- Bahadır Selim Dilek-Cumhuriyet Kitapları,
- Kırmızı Kitap- Muhammed Kutlu-Profil Yayıncılık,
- İplikçi- Ergun Poyraz-Togan Yayınları,
- Bop Dedik Recep- Deniz Som-Cumhuriyet Kitapları,
- Atatürk’ün Manevi Dünyası- Rahmi Vardı-Kelam Yayınları,
- Atatürk’ün Manevi Dünyası Ve Sözleri- Yağmur Güngör-Truva Yayınları,
- Küresel Isıtılan Dünya Ve Su- Dursun Yıldız-Doğan Yaşar-Truva Yayınları,
- Sertifika No 000358/ Nükleerin Doğa Ve İnsan İçin Bedeli- Anaya Pesenko-Metis Yayınları,
- Bir Kimlik Arayışının Hikayesi- Liz Behmoaras-Remzi Kitapevi,
- Malazgirt Sonrası- Anna Kommena-İnkılap Kitapevi,
- Asya’da Beş Türk- Adil Hikmet Bey-Yusuf Gedikli-Ötüken Neşriyat,
- Türk Milli Kültürü- İbrahim Kafesoğlu-Ötüken Neşriyat,
- Çin-Türkistan Hatıraları-A.Kemal İlkul-Ysuf Gedikli-Ötüken Neşriyat,
- Göktürk İmparatorluğu- Rene Giraund-Ötüken Neşriyat,
- Kafkasya Oğuzları Ve Türkmenleri- Sapar Kürenov-Ötüken Neşriyat,
- Orta Asya’da Kutsal Bitkiler Ve Hayvanlar- Jean Paul Roux-Kabalcı Yayınları,
- Altay Türklerinde Ölüm- Jean Paul Roux-Kabalcı Yayınları,
- Türklerin Ve Moğolların Eski Dini- Jean Paul Roux-Kabalcı Yayınları,
- Orta Asya Ve Uygarlık- Jean Paul Roux-Kabalcı Yayınları,
- Başkurtlar- Sergey İvanoviç Rudenko-Kömen Yayınları,
- Türk Dünyası Ve Türkistan Jeopolitiği Üzerine- Muzaffer Özdağ-Kastaş Yayınları,
- İstiklal Harbi Ve Gizli Cihatları (6 cilt)- Ali İhsan Sabis- Nehir Yayınları,
- İran’da Kıyamet Senaryoları- Zübeyir Batur-Kastaş Yayınları,
- Hedef Neden İran- Mehmet Tuncel-Etkileşim Yayınları,
- Sosyal Devletten Sadaka Devlete-Ümit Ülgen-Bizim Kitaplar Yayınevi,
- Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda-Tuncay Mollaveisoğlu-Cumhuriyet Kitapları,
- İngiliz Misyonerleri- İhsan Süreyya Sırma-Beyan Yayınları,
- Çuval Günü 4 Temmuz-Melih Meriç-Güzel Dünya Kitapları,
- Büyük Kürdistan Küçük Türkiye- Altemur Kılıç-Akasya Kitap,
- İsrail’in Nükleer Sırları- Israel Shahak-Kesit Yayınları,
- Uyum Yasaları-Mehmet Dikici-Çatı Kitapları,
- Türklerde Devlet- Mehmet Dikici-Akçağ Yayınları,
- Türkler Nasıl Bir Millettir-Mehmet Dikici-Ufuk Ötesi Yayınları,
- İdari Sosyal Kültürel Değerleriyle Türkler- Mehmet Dikici-Ufuk Ötesi Yayınları,
- Türk Kimdir? Türklük Nedir?- Galip Erdem-İbrahim Metin-Yeni Zamanlar Dağıtım,
- Türk Kimliği Kültür Tarihinin Kaynakları- Bozkurt Güvenç-Boyut Yayın Grubu,
- Yabancı Kaynaklara Göre Türk Kimliği- Rıza Zelyut-Fark Yayınları,
- Türk Korkusu- Özlem Kumrular- Doğan Kitapçılık,
- Nasıl Sömürüldük- İhsan Süreyya Sırma-Beyan Yayınları,
- Ankara’da İsrail Gizli Devleti Var- Hasan Demir-Akasya Kitap,
- Amerikan Rüyası-Mücahit Bilici-Zafer Yayınları,
- Amerika Rüya mı? Kabus mü? Yankee İmparatorluğu- G. Özgür- M.E. Sakınç- Ütopya Basım Yayın,
- Kovboyun Sömürge İmparatorluğu- E. Hobsbawm-J.Petras- Ütopya Basım Yayın,
- Asya Kurdu- Süleyman Yücel-Karakutu Yayınları,
- Agarta Dünya Kralı-Rene Guenon-Ruh Ve Madde Yayınları,
- Atilla Tanrının Kırbacı- John Man-Nokta Yayınları,
- Atilla Hayatı Savaşları Uygarlığı- İhsan Dinç-Kastaş Yayınları,
- Han Hanedanlığı Tarihi-Çin Kaynaklarına Göre Türkler- Ayşe Onat-Sema Orsoy-Konuralp Ercilesun-Türk Tarih Kurumu,
- Tanrının Askerleri 1- Nazım Tektaş-Çatı Kitapları,
- Tanrının Askerleri 2- Nazım Tektaş-Çatı Kitapları,
- Tanrının Askerleri 3- Nazım Tektaş-Çatı Kitapları,
- Hunlar- Elizabeth A.Thompson-Phoenix Yayınevi,
- Sümerlilerde Tufan Tufan’da Türkler- Muazzez İlmiye Çığ-Kaynak Yayınları,
- Hunların Dili- Talat Tekin-Doruk Yayınları,
- Hunların Arasında Kölelikten Kahramanlığa- Geza Gardonyi-Yurt Kitap Yayınları,
- Tanrının Kırbacı Atilla- Thomas R.P. Mielke-Yurt Kitap Yayınları,
- Tanrının Kılıcı Atilla- Geza Gardonyi-Elips Kitap,
- Tanrının Kılıcı Atilla- Ross Laidlaw-Truva Yayınları,
- Atilla İlk Avrupalı- Grigori Tomski-Papirüs Yayınevi,
- Atilla- William Napier-Remzi Kitapevi,
- Hunlar- Lev Nikolayeviç Gumilov-Selenge Yayınları,
- Hun Atilla’nın Zafer Sırları-Wess Roberts-Say Yayınları,
- Atilla-Mercel Brion-İlgi Yayınları,
- Asya Ve Avrupa’da Hunlar- Mercel Brion-Çatı Kitapları,
- Tanrının Kılıcı Atilla- Chris Kuzneski-Artemis Yayınları,
- Atilla Sendromu-Batı Hıristiyanlığının Şuur Ötesi- Fevzi Samuk-Kubbealtı Neşriyat,
- Avrupa Hunları-Grek Seyyahı Priskos’a Göre-Ali Ahmetbeyoğlu-Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı,
- Akrep Ve Yılan-Hakan Türk-Akademi TV Yayınları,
- Atilla-Michel Curtis Ford-GOA Basım Yayın
| Sonraki > |
|---|
Özellikle E, A ve B kompleks vitaminleri içeren susam yağı mineral olarak da demir ve kalsiyum bakımından hayli zengin. ...
Kanadalı araştırmacılar, fast food tüketiminin astım salgınını tetiklediğini açıkladı.
Akdeniz ülkesi bitkisi olan maydanoz kök ve yapraklarından yararlanmak amacıyla üretilir.