Dengeli.net

30
Ocak
2009
İZLEDİĞİMİZ YAZARLAR ÇİĞDEM BAYRAKTAR Modern İnsana Neanderthal Yorumu
 

Modern İnsana Neanderthal Yorumu

Gelenekçilerle modernistler arasında Sanayi İnkılabı"ndan beri süregelen bir tartışma ve daha da ileri gidersek çatışma var. Tamam ama mutlak doğru var mı?

Medeniyetler Çatışması kitabı bu tartışmanın kapitalistçe altını çizdiğinde, henüz buhar gücünün dillere bile etki edecek şekilde tetiklediği “baskın medeniyet” kavramından çoğumuzun haberi yoktu. Bunu yaşayarak öğrendik her ülke gibi.  

 

Konuyu doğrudan bize getirirsek; kravatlı ve pantolonlularla sarık karşılaşması da diyebiliriz.  Burada sarığı kültürel bir unsurun masumane nesnesi olarak görenleri de saygıyla anmak lazım. Ama ya sarık hızla bir yerlere yetişen insan için fuzuli olmaya başlarsa, özgür kafalarımızı sarsacak onca şey varken bir de elbiselerimizden kurtulmayı istesek modernleşmeye bu yönüyle hala kızgın kalabilir miyiz?

 

Bir yanda “Geri Gel Ey Osmanlı” diye haykıranlar, diğer yanda AB kapısında dilenenler.

  

Bunun ortası yok mudur ey ahali?!

 Medeniyeti sonrasız bir ilerleme olarak tanımlayan bizim şimdiki Osmanlı"larımız “geriye dönüşü” gerekirse kadını bile dışlayan tüm hareketleriyle benimsemeyi seçerek istiyor. Bunun yanında, aslında ne olacağını düşünmeden, yaşamı “sınırsız” itaatle geçirmemizi tavsiye edenleri bile mevcut. Gelenekçi bir toplumun, modern ama hala gelenekli bir toplumdan çok üstün olduğu kanısında bu tip okumuşlar. Uyumun özellikle din odaklı bir toplumsal yapılanmada elde edileceğini savunuyor. Nitekim de geçmiş hakikaten de bunu doğruluyor ancak önemli bir yoksayma yöntemiyle: Kişisel ve insani temel hak ve özgürlükleri görmezden gelme.   

 Oysa; aynı Osmanlı ruhu estiren aydınımız kültürümüzü ona baskın gelen bir kültürden uzak tutmayı, değerlerimize sahip çıkmayı öğütlediğinde ne kadar da haklı! Ama orada durmayı bilmeden meselenin ucunu sultancılığa, diktalara, hilafete götürdüğünde işte 2008 ve sonrası tabak gibi önüne çıkıveriyor.  

 

Orada da AB"yi çözüm sayan ve hala gireceğini sanan zavallılığın temsilleri duruyor. Bu grup aydınlarımızsa daha çok Fransız ekollerini benimsiyor. Birkaç “enternasyonal” laf ve hooop Amerika"nın henüz adı konmamış popülist ve haddini aşan sözümüz ona modernleri oluveriyorlar. 

  

Aslına bakılırsa; her iki grup da kendi içinde anlamlı ve amaçlı. Osmanlı mirasçısı olmayı onur ve erdem sayan neredeyse "fesli" tarihçilerimiz, haklı olarak tükenmeye yüz tutan kültürel normlarımız karşısında veryansın ederlerken, dilini eşek arısı sokmuş ve sanki geçmişi hiç olmamışçasına soysuzlaşan bir kimlik bunalımı “nötr”leri, yani 21. yy"ların neanderthallerini oluşturuyor. Doğada olmalarının tek nedeni doğurganlıkları. Yalnızca sonrakilerin işlenmemiş hammaddesi olarak varlar.

 

Öte yandan bir Avrupa mizanseni için “tam yön: Batı"nın fiili işgali” diyen aydınlarımız(!) için de tek objektivite Türkiye"nin Osmanlı tarihi olumsuzlukları. Zamanında hatalar yapılmasaydı bu noktada olunmayacağı düşüncesinden hareketle “daima ileri” sloganları. İlerinin neresi olduğu da malum…   

 

Bu modernliğin ve medeniyetin ortası yok mu?

 

Toplum yaşamında sorumluluk alan, Türkçe okuyup çalışan ve bunu Türkiye için yapan; aynı zamanda bayramlarda severek el öpen bir nesil yetiştirmek bu kadar zor mu?

 

Ya da düşünürken bir ortasını bulmak…

 

Sahi unutmadan mutlak doğru var mı?


kenan
31 Ekim 2008 18:07 48
Popülerlik: +2
...

Çok başarılı bir yazı. Tebrike ederiz. Sizi başka sitelerde daha da etkin görmek isteriz. Saygılarımızla. Kenan


busy
 

Sık Kullanılanlarınıza Ekleyin
Bu sayfayı Sık Kullanılanlarınıza Ekleyin
Açılış Sayfanız Yapın