Giriş
07
Ocak
2009
İtirafsız Dersler Yazdır E-posta
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL   
Cuma, 10 Ekim 2008
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL

Merakla beklenmekteler ama, henüz itiraf etmeye yanaşmış değiller.

Kimler mi? Yaklaşık çeyrek yüzyıldır halk yığınlarının beyinlerini yıkayanlar, Küreselleşen dünyada artık planlama yok, kuralsızlaştırma var; yeryüzünün dört bucağında cirit atacak olan büyük sermaye herkese refah getirir deyip ulus-devletin kendi halkını korumaya kalkmasını çağdışı sayanlar.

Onlar, hiç değilse şu günlerde, Yanılmışız, monetarist politikaların tüketimi arttırıp üretimi kamçılayacağını, yatırım, istihdam, bolluk ve ucuzluk getireceğini sanıyorduk; şimdi Atlantik ötelerinden eserek Avrupa üzerinden üstümüze gelen bunalım yanıldığımızı gösteriyordemeli ve bu itirafın ardından bugüne kadar söylediklerinden farklı çareler düşünmeye başlamalıydılar.

Hayır, öyle yapmak şöyle dursun, yine aynı teranelerin çemberinde dikiş tutmayacak önlemlerle dönüp durmaktalar. Farkında değiller ki, ABDde ve İngilterede uygulanmaya başlayan banka kamulaştırma girişimleri bile evrensel denen ekonomik formüllerin iflası anlamına gelmektedir.

Olanlardan dersler çıkarıp politika değişikliklerini düşünmek için ille de küresel kasırganın vurmasını beklemek mi gerekir? Yenileştirilmiş bir plancılık anlayışıyla karma ekonomiye dönüşe geçmenin zamanı gelmemiş midir?

Vaktin geldiği belli olduğu halde, hâlâ Reformlar yapılsın diyerek IMF ve AB çipalarının yenilenmesini reform sayanlar bile var. Neredeyse, yapılması gerekenlerin tam tersini yapmaya başlayacaklar. İstanbuldan ülkeye mesaj verenlere bakarsanız, kalan özelleştirmeler hızla tamamlanmalı, dıştan gelen öğütlere karşı çıkan bürokratların direnişleri kırılmalıdır.

Oysa kalan kamu bankalarının satılmasından ya da yabancı katılımlara açılmasından söz eden ağızların artık kapanması, Halk Bankasının, Ziraat Bankasının üzerinden özelleştirilme heyulasının kalkması, yaklaşan kasırgada dik durabilecek ulusal kurumların güçlendirilerek ayakta tutulması gerekiyor.

Şimdiki küresel bunalım Batılı büyük kapitalist sistemlerin kendi yöntemleriyle hafifletilse ve sonuçta atlatılsa da, bunalımın Türkiyeye verdiği ürperti bile iktidarın ve hatta anamuhalefetin ekonomiye ilişkin söylemlerini değiştirmeleri için yeterli sayılmalıdır. Bu ülke hep o sistemlerdeki hastalıkların korkusuyla tedirgin yaşamaya mahkûm edilmemeli.

Kemalist Cumhuriyet İzmir Kongresiyle belirlenen ve hep süreceği düşünülen ekonomik politikayı 1929 bunalımının ardından değiştirmeyi becermiş ve mecalsiz Anadoluyu beşer yıllık sanayi programlarının devletçi yatırımlarıyla kalkındırmaya geçme cesaretini göstermişti. Elbet geçmişte yapılanların şimdi aynen yapılması söz konusu değildir; ama aynı cesaretin şu sıra planlı bir karma ekonomi çerçevesinde kamusal ve özel kesimlerin seferber edilmesi için gösterilmesini savunmak çok mu yanlıştır?


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy