Giriş
07
Ocak
2009
GASP ve AGSP! 1 Yazdır E-posta
Yurtsever YURTTAŞ   
Cuma, 13 Haziran 2008

Yurtsever YURTTAŞYine huşu içinde bir hayata geçiş yaptık, tüm işbirlikçi Medya uyuşturucu narkozu halka dayadı pompalıyor. AKP’liler toplantılarını durum değerlendirmelerini yaptı Medyaya yayıldı, sakin, sakin konuşuyorlar, sanki o kadrolaşmaları bütün o çekişmeleri, tartışmaları körükleyen onlar değil.

Hala sürdürdükleri, Atatürk’e ve Türkiye Cumhuriyetine, Orduya ve Devlet kurumlarına saldırılar yapan hakaretler eden ve bunlara dayadıkları stratejileri de yürüten onlar değil, onlar hep haklı hep mağdur. Genel Başkanları Zirvelerde dolaşıyor uluslar arası konuşmalar yapıyor, Cumhurbaşkanları uluslar arası görüşmeler yaparak dayanışmalar oluşturuyor, Türkiye Cumhuriyetini bağlayan uluslar arası imzaları ise daha alt makamlar atıyor. Ortalık sakin ki ne sakin, medya safi film, geyik, Haberler ve TV Programları ise büyüklere Masallar. Muhalefetin hali yine vahim, hele yeni Cumhurbaşkanımızı bize hediye eden MHP, garip bir Klonlama çabası içinde, Sayın Köksal Toptanla birlikte muhabbet içinde sempati dağıtıyorlar ve marifetleri olan Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlarını düşünmeden fikir üretiyorlar.
 
Bu arada birileri Türkiye Cumhuriyetinin Uluslar arası bağımlılıklarını gittikçe arttırıyor, Global kriz kapıda, Petrol almış başını gidiyor. Bunlar, önceden yediğimiz Tarihimizin yazdığı kazıkların en büyüklerinden biri olan Mavi akım kazığı ile birleştiğinde, mitoz bölünmeyle çoğalan kazıklar tarlası haline gelmek üzere. Borçlanmalara ve kamu kaynaklarının çıkar birlikleri lehine bonkör kullanımına bağlı olarak bir sürü dolaylı dolaysız vergiler üzerimize gelmektedir. Daha da vahimi, Petrol artışı Mavi akım kazığı ile birleştiğinde, devasa bir Enerji zamları Furyası Milleti sallamak üzere. Önümüzde ki süreçte durum vahim ve hala olanlardan bir kısım Milletin haberi yok, birileri de sürekli çalışıyor milletin beynine. Bir millet bu kadar keriz yerine nasıl konabilir anlamak mümkün değil. Medyada ki çabalarda vahim, Millet programlarda geyikler, Haberlerde masalları dinliyor, sahtekârlar her delikte kol geziyor, konuşmalar Milleti sanal nurlu ufuklara bağlıyor, ortalık tozpembe.
 
Bu arada Medyayı ele geçirip bu şekle sokan karşı devrimciler boş durmuyor tabii. Kurumlara ve Anayasa Mahkemesine saldırıp Anadolu’daki Halkın öfkesi taşmak üzere falan filan gibi ve bazı emekli paşaları hedef alarak laf sektirme ile bütün paşaları hasıraltı suçlayan anonslar yapılıyor. Çeşitli haberler birbirine karıştırılıp aralarda da bu çıkışlar yapılıyor. Alttan alta ABD’nin de desteklediği kalkışma yoklanıyor, tetikleniyor da cevap bulmuyor gibi sanki, blöf yaptıkları gibi bir şüphemde var bu arada... Bu faaliyet geniş çaplı yandaş medyada sürdürülüyor, malum kanallar açıkça bu yönde bastırıyor, Milletin gözünün içine baka, baka hayatlarının oyununu oynuyorlar, çünkü yaptıkları ittifak ve uygulamalar onları vatan hainliğine bile götürebilir, başka çareleri de yok... Bu aşamada, bu amaçlarına yönelik, bahsettiğim yakın Tarihe yeni yorum getirme çabaları da öncelikle dikkat çekmekte ve çok önem taşımaktadır.
 
Tek parti dönemini kavram karmaşasına getirip, Kurucu iradeyi karalayıp gerçekleri çarpıtarak, Anadolu’daki getirime el koyan faşist bir yönetimmiş imajı yaratıyorlar. Atatürk’ün politikaları ile Anadolu’nun rantını kaybeden köleci, toprak sahibi, düşman işbirlikçisi, padişah yanlısı irticai yobaz vs. çevrelerin, Mustafa kemale suikasta varan getirim taleplerini, o sırada ümmet, maraba, kul düzeyinde olan, bastırılmış ve yoksul halkın Demokratik talepleriymiş gibi niteliyorlar. Yani bu noktada esas dikkat çeken nokta, Türkiye Cumhuriyetini kuran İradenin avantalarını kestiği, Anadolu’nun rantını Osmanlıdan beri yiyen kesimlerin çıkar taleplerinin, halkın Demokratik talepleri olarak nitelenmesidir. Bu safsataları milletin beynine dantel gibi işliyorlar, bunu detaylandırıp çeşitli yöntemlerle de halkın hafızasını yenilemektedirler, numaraların en can alıcı ayaklarından birisi budur.
 
Bu çevreler, Din sömürüsüne araç olarak kullandıkları kadın konusunu da, aslında bu ana söylemi kuvvetlendirip yerleştirecek ek unsurlar olarak kullanıyorlar. Buna bağlı olarak bütün ATATÜRK devrimlerine olduğu gibi, Medeni kanunla hakları güvenceye alınan kadına verilen özgürlüklere de tepeden inme demektedirler. Özgürlükler Anadolu’nun Müslüman kadınına zorla dayatıldı diyorlar, yani Müslüman kadın o zamana kadar dinini yaşamakta özgürmüş de, devrimlerle esaret başlamış. O sıradaki sefil şartları ve okuryazarlık durumunu, Kadının toplumdaki konumunu ve nasıl ezildiğini, sokağa ızgara arkasından bakan, sokakta erkek görünce arkasını dönüp yere oturan kadın veya ızgara arkasında gördüğü karaltıya bıyık büken erkek imajını gizleyerek, Mustafa kemali Müslümanlığa darbe vurmakla suçluyorlar, bu türban olayının altındaki ana tema budur. Yani türban meselesi palavra bir slogan konudur ve bacılar alayıdır.
 
Fethullahçı lar her yerde, çeşitli kadrolar ve Medya onların işgalinde, yoğun olarak ABD ve İsrail yanlısı yayınlar yapıyorlar. Yandaş Kanalların haberlerini izleyiniz ayaklanma sinyalleri var, malum Strateji ivmelendirilmeye çalışılıyor ve Anti demokratik güçlere karşı kalkışma belirtileri var. Fethullahçı takım güç kaybetmeye başlayınca, büyük ağabeylerinin eteklerine daha bir yapışmaya başladılar. Yandaş Medya da ki siperlerinden attıkları saptırma iddialarla kuvvet kazanmaya ve ağabeylerinin lojistik destek verebileceği gediği açmaya çalışıyorlar sanki. Şu sıralarda da köklü iddialarmış gibi senaryolar üretmeye başladılar. ABD’nin ‘’Ergenekon soruşturmasını ordunun içine derinleştirin!’’ komutu ile birlikte bu şaibeli Ergenekon konusuna dört elle sarıldılar. Bu sıralarda bu konuya yeni iddialar ekliyorlar ve bu meseleyi daha derin bir yerlere bağlamaya ve dünya çapına taşımaya çalışıyorlar sanki. Bu adamları ciddiye alınız bunların yöntemleri cepheden değil aralardan derelerden türlü entrika ile gelişiyor.
 
Malum gazeteler ve başta Samanyolu TV, Ülke TV, Olmak üzere, bütün yandaş kanallarda bombardıman halinde yayınladıkları, Özal da dâhil işlerine gelen büyün şahsiyetleri de kullanan ve tanınmış isimlerinde görüşlerini alan bu propaganda programlarını iyi takip ediniz. Bu şahsiyetlerin bilhassa Dindarlıkları üzerine büyük büyük övgüler düzülmesi de ayrıca dikkat çekicidir. Bu faaliyetleri doğrultusunda vurgularına bilhassa dikkat ediniz, hep söylediğim yöndedir. Bilhassa Fethullah cephesindeki kanallarda ve basında derin mevzulara girerek, Veli küçük vs. kişilerin Almanya bağlantılı olduğunu ve Alman faşist örgütlerinden kaynak aldığını ispatlar bir tavır içinde, bunları detaylandırıp laf kaydırarak, bu meseleyi Orduya ve Dünya çapına bağlama çabaları dikkat çekicidir.
 
Bu çevrelerin bazı konularda Ergenekon çizgisinin ABD ve İsrail’i suçladığını söyleyip, ABD ve İsrail’i savunur bir söylem içinde olmaları da dikkat çekicidir. Bir komplo teorisi geliyor aklıma, şöyle bir film senaryosu düşünsek; Dünya çapındaki strateji kapsamında ilk adımda amaç, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu iradesini ve takipçisi olan, vatansever, halkçı ve birlik yanlısı kesimlerini Dünya kamuoyunun önünde anti demokratik göstermek. Giderek Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurulduğundan beri halkı ezen, özgürlükleri engelleyen, Demokrasi için müdahale edilmeye muhtaç baskıcı zorba Devlet noktasına getirmek. Bu aşamadan sonra da bunu Dünyayı tehdit ya da rahatsız eden bir noktaya taşımak… Bilindiği gibi ABD'nin dünyanın her yerindeki uygulamalarına bakınca, gasp etmeyi düşündüğü bölgelerdeki aradığı bahanenin malum dayanağının bu olduğu görülecektir. Evet dikkat edilecek en önemli nokta budur ve bu vatan hainlerinin genel faaliyetleri de bu yöndedir.
 
Peki, Dünyaya nasıl taşınır? Yukarda bahsettiğim şekilde, Veli küçük vs. kişilerin Almanya bağlantılı olduğu, Alman faşist örgütlerinden kaynak aldığı iddiası ve buna benzer iddialarla geliştirilecek bir çalışma ile olabilirmi acaba? Giderek bu Ergenekon iddiasını ABD’nin tavsiyesi ile TSK’nin içine derinleştirip, AGSP’nin ve malum örgütlerin kullanılacağı kapsamlı bir planlama ile, bu ve benzer örgütlerin yapılarında çeşitli ayak oyunları planlanıyor olmasın sakın?
-----------------------------------------------------------------------------------
 AGSP nedir: AGSP, Soğuk Savaş sonrasında uluslararası konjöktürde meydana gelen gelişmelere paralel olarak Avrupa’nın uluslararası sistemde bağımsız bir aktör olmak ve kendi savunma ve güvenliğini kendisinin gerçekleştirmesi amacıyla ortaya çıkmıştır.

11 Eylül 2001 tarihinde ABD’ye gerçekleştirilen terörist saldırılar uluslararası ilişkilerde 11 Eylül sonrası dönemi başlatmıştır. AB ve ABD 11 Eylül sonrasında terörizmle savaş alanında birleşmişlerdir. Fakat ABD’nin uluslararası hukuku göz ardı ederek güç kullanmaya başvurması ve tek taraflı hareket etmesi, Transatlantiğin iki yakasını bu savaşla mücadelede başvurulan yollar bakımından ayırmıştır. Bu bölünme sadece Transatlantik ilişkilerde değil AB’nin kendi içinde de ortaya çıkmıştır. Bu konjöktür içinde AGSP’nin gelişimi konusunda varılan uzlaşma, Fransa, Almanya, Belçika, ve Lüksembourg dörtlüsünün, İngiltere’nin başını çektiği ve MDA ülkelerinin AB’ye katılımıyla güçlenen Atlantikçi kanat karşısında yalnız kaldığını göstermektedir. NATO hala transatlantik ilişkilerin ve Avrupa güvenliğinin temel taşıdır; varılan sonuç, NATO’ya rakip değil ona bağımlı bir AGSP’dir.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu arada oluşturulan bağımlılıklar ve ekonomik kriz öcüsü ile TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ sindirilmeye çalışılıyor, bu Ekonomik tehdit en önemsenmesi gereken hususlardan biridir. Benim işlediğim bu komplo teorilerini önemseyip irdelemekte fayda vardır diye düşünmekteyim, belli ki entrika ve psikolojik savaş iğrenç yüzü ile asil pozlarda geziniyor.
 
Türkiye’yi Kurtaracak tek şey, Anadolu’daki kaynakları bilen kişileri bir araya toplayıp, TPAO denilen kuruluşu gaflet uykusundan uyandırıp, AKDENİZ, KARADENİZ değil Silopi’den başlayarak DOĞUDA petrol aramaya zorlamaktır… TPAO’nun aynı anda 6–7 yerde arama kapasitesine sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Petrol fiyatlarının arttığı bu zamanda seferberlik halinde yapılacak böyle bir hamle, tam anlamıyla TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ, Ordusuyla Milletiyle Uçuracaktır. Ayrıca böyle bir hamlenin, dostu düşmanı ortaya çıkaracağı hainleri açığa çıkarıp makûs kaderi sonlandıracak, devri değiştirecek çok önemli bir Tarihi olgu olacağı da kesindir.
 

Son Yerel yönetimler ve Petrol kanununun da emperyalistlerin bu bölgedeki çıkarlarına yönelik eyalet sistemine uygun hazırlandığı gibi bir şüphe de bulunmaktadır, bu da incelenmeye muhtaç bir konudur. Bu arada bazı kanallarda dinlediğim Vatandaş kurumlara değil kendine güvenecek yorumu saygı duyduğumuz kişilerden gelse de kabul edilemez, vatandaşın elinde korkusuz yüreği ve kaleminden başka nesi vardır ki, trilyonluk servetlere ve köklü örgütlere sahip silahlı karşı devrimci güçlerin karşısında. Tabiî ki senelerdir türlü fedakârlıklarla destekledikleri güçlü kurumlarına güvenecekler. Geldiğimiz nokta bellidir, Milleti ile beraber, bazı noktalara sinmiş tozları temizleyip paslı vanaları açacak ve bu hamleleri zorlayacak bir kurum vardır herhalde TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE…

Saygılarımla


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 
   
Zafer YÜCEL
Zafer YÜCEL Hasta hakları koca bir palavradır... Türkiye de senelerdir hemofili sorunu yaşanmaktadır. Birçok il’e yayılan mevcut hasta sayısının 3.500 ...
     
Gül KÜLCÜ
Gül KÜLCÜ KLAVYE KOMUTANLARI... Bugünlerde moda; Klavye başına geçen herkes komutan..! Hem de öyle böyle değil Genelkurmay Başka...