Giriş
07
Ocak
2009
Dünya Ekonomi Devleri Gümbür Gümbür Yazdır E-posta
Oruç YILDIRIM   
Cumartesi, 11 Ekim 2008

Dünya Ekonomi Devleri Gümbür GümbürEvet dünya ekonomi devleri gümbür gümbür devrildiler.
Kimisi yüz yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteriyordu.
Kimisi "global" ekonominin örnek gösterilen yıldızlarındandı.
Kimisi çok sayıda madalya ile ödüllendirilmişlerdi.

Ne oldu da dünya böylesine bir ekonomik felakete sürüklendi?

"Aza tamah etmeyen çoğu bulamaz" demiş atalarımız.

Aç gözlü liberalistler "para ile para kazanma"nın yolunu keşfedince durmaları gereken yeri ayarlayamadılar, oldukça daha fazla olsun istediler ve böylece hem başkalarının hem de kendilerinin sonlarını hazırladılar.

*

Yıllar öncesinden başlayan "mali kriz"i görmek istemediler.Oysa ki o dönemde alacakları tedbirlerle bugünkü felaketi önleyebilirlerdi.

Mali krizi şu an henüz başında bulunduğumuz "ekonomik kriz" takip etti. Bu dönemde birçok işyeri kapanacak, birçok işletme iflas edecek, doğal olarak çok sayıda insan da işsiz kalacaktır.

Ekonomik kriz "sosyal kriz"e dönüşecek. Bu dönemde de intiharlar, aile faciaları, boşanmalar ve belki de bazı ülkelerde halk ayaklanmaları olacaktır.

İşin son aşaması ise "siyasi kriz"dir. İktidarlar değişecek ve hatta bazı ülkelerde rejim değişiklikleri bile söz konusu olabilecektir. Liberalizmin kazığını yiyen bazı ülkeler sosyalist ya da komünist rejimlere sıcak bakmaya başlarlarsa hiç şaşırmamalı!

*

Globalleşmenin, liberalizmin savunucusu ve uygulayıcısı ülkeler "serbest piyasa" anlayışından şimdilik vazgeçmiş gibi görünüyorlar.

Baksanıza devletleri bazı banka ve şirketleri kurtarmaya çalışıyorlar.
Hani serbest ekonomik sistemde devletin müdahalesi olmadan ekonomik rekabet çerçevesi içinde olaylar cereyan ederdi ve başarısız, güçsüz olanlar batardı; sağlam olanlar ise ayakta kalırdı?

2001 krizinde bize şirket ve bankalarımızı bu safsatalarıyla batırttıranlar onlar değil miydi? Şimdi niye "altta kalanın canı cıksın" ya da "ölen ölür kalan sağlar bizimdir" düşüncesiyle hareket etmediler?

Bu çelişki neden?

Çünkü müdahale etmeseler banka ve işyerlerinin tamamına yakının batacağı gerçeğini gördüler.
Kısacası liberal anlayış çuvalladı…

*

Kurtarmaların tabii ki bir bedeli var. Sadece Amerika 750 milyar dolar, İngiltere ise 350 milyar dolar ayırmış bu işe.

Yeter mi?

Çok zor!

Kurtarma paralarının kaynağı neresi?

Tabii ki bu işte hiç suçu olmayan vergi mükellefleri.

*

Bir ekonomist son borsa düşüşleriyle 1,5 milyar doların kaybolduğunu yani borsaların bu kadar zarar ettiğini söylüyor.

Cahilliğimi hoş görün, ama aklıma "bu kadar çok para nereye gitti?" sorusu geliyor. Çünkü bir hesapladım 100 dolarlık desteler halinde bu kadar parayı bir yere koymaya kalksanız 1000 tane TIR doldurursunuz.

Bir cüzdan ya da bir çuval değil 1000 TIR dolusu para nereye gider?

Bu kadar para uçtu mu, buharlaştı mı veya hepimizin bildiği o çocuk tekerlemesindeki gibi "yandı bitti kül oldu" mu?

Yoksa her şey sanal alemde yaşanıp bitti mi?

İnsanların satın aldıkları hayaller gerçekler karşısında bir drama mı dönüştü?

*

Bırakın bankayı, işyerini İzlanda gibi koskocaman bir ülkenin battığından bahsediyor gazeteler birkaç gündür.
Üstelik bu ülkede kişi başına düşen milli gelir 50 bin doların üzerindeymiş!

*

Ya BİZ?

-Bize bir şey olmaz.
-Bankacılık sistemimiz çok sağlam.Dalgalı kurda kimse gidemez.
-Ekonomik krizi fırsata çevirebiliriz.
-Şimdilik endişe edilecek bir şey yok!
-Hamdolsun anlatıldığı gibi, korkulduğu gibi bir şey sözkonusu değil.

Gibi demeçlerle büyüklerimiz piyasayı yatıştırmaya çalışıyorlar.

İşin özeti: Onlara göre Türkiye'nin durumu çok iyi!

O nedenle de hiçbir şey yapmıyorlar: sadece seyrediyorlar. Hoş, yapmak isteseler de zaten artık ellerinden bir şey gelmez ya…

*

-Torunlarımızın torunlarının bile ödeyemeyeceği bir iç ve dış borç.
-Kapanan binlerce işyeri.
-İşten çıkarılan yüzbinlerce kişi.
-Çöpleri eşeleyerek geçinen onbinlerce insan.
-Aç yatan,aç kalkan,aç dolaşan bir milyondan fazla insan.
Ve gene de Türkiye'nin durumu iyi,öyle mi?

Bu iş neye benziyor biliyor musunuz?
Hani rakibinden durmadan dayak yiyen boksöre anntrenörü raund aralarında :"Bravo,çok iyisin.Perişan ettin onu…" diye telkinde bulunuyormuş.

Son raund geldiğinde artık ayakta durmaya mecali kalmamış olan boksöre gene antrenörü "Çok iyisin.." diye telkine başlamış.

Boksör:"Hocam gerçekten ben ondan iyi miyim?" diye sormuş.

Antrenör:"Tabii iyisin" deyince

boksör:
"-Hocam öyleyse dikkat et,sanırım seyircilerden birisi çaktırmadan beni dövüyor" demiş.

Türkiye'nin durumu da bu fıkradaki boksörünkine benziyor:çünkü her şeyimiz çok  iyi de bu perişanlık niye?

  • Geçmiş Genelkurmay Başkanı konuştu diye düştüğü söylenen ama şu iki-üç günde adeta çöken borsanın sorumlusu olarak acaba kimi gösterecekler?
  • Sakın muhalefet olmasın?
  • Ya yıllardır yabancı rantiyeciye çıkar sağlamak için baskılayayarak değerini düşük tuttukları dövize ne oldu?
  • Neden birdenbire fırladı?
  • Nerede durur dersiniz?
  • Madem yükselecekti, yıllardır ihracaatçıya kan kusturmaya değer miydi?

Gelelim esas meseleye:
-Türkiye'de işyerleri birer birer kapanmaya başlarsa,insanlar işsiz kalırsa; bisiklet bile alamayacak olan birçok kişiye kredi verip otomobil aldıranlar, oturduğu evin kirasını bile ödemede zorlanırken "kira öder gibi ödeyeceksin" deyip konut kredisi kullandıranlar, aylık gelirinin 20-30 katı limiti bulunan kredi kartlarını verenler, döviz ile insanları borçlandıranlar ; bu paraları acaba nasıl tahsil etmeyi düşünüyorlar?

Gelsin icralar,gelsin mahkemeler mi?

Globalleşmenin çağdaşlık olduğunu, serbest piyasanın rekabeti esas alan anlayışının ekonomiye düzen getirdiğini, liberal anlayışın Türkiye'yi kurtaracağını savunan kendi aile bütçelerini bile idare edemezken ülke ekonomisine yön vermeye çalışan ekonomist bozuntuları eskiden kanal kanal dolaşıp ballandıra ballandıra anlattıkları masalları şimdi niye anlatmıyorlar?

Hangi deliğe saklandılar.?

Hani neredeler, Herakleitos'un "Değişmeyen tek şey değişmenin kendisidir" sözünü tezlerini savunurken sıkça kullanan o ekonomistler?

Bakın bu kriz nedeniyle ortaya çıkan felaketler de "değişme"dir. Ama bilmezsiniz ki "her değişme bir ilerleme değildir." Bu basit gerçeği öğrenmeniz için böylesine acı bir deneyim mi yaşamalıydık?

*

2001 krizinde siyasi geleceklerini feda edip adeta intihar etmek pahasına-ki tüm koalaisyon partileri kriz sonrası seçimde barajı bile aşamamışlardı- tereddüt etmeden gerekli tedbirleri alan Ecevit Hükümeti'nin sayesinde bugüne kadar gelen iktidar; ekonomiyi düze çıkaracak hiçbir önlemi almamıştır, alamamıştır. Ecevit Hükümetinin aldığı ekonomik tedbirler olmasaydı, Amerika'dan çok önce kriz bizde başlardı.

Aylar önce ART televizyonunda başta Uğur Civelek, Hasan Ünal, Ufuk Söylemez gibi değerli konuşmacılar bugünkü felaketin uyarısını yaptılar, ama dinleyen kim?

Eski AKP milletvekili Turhan Çömez altı ay önceki bir yazısında "Eylül ayında ekonomide önemli bir kırılma olacak" derken kehanette bulunmuyor, ekonomik bir gerçekliği tesbit ediyordu.

Yalaka basının, liboşların, çıkarları uğruna gerçekleri halktan saklayan şimdi ise "yandım anam" diye feryat eden, günü kurtarma kaygısındaki sanayicilerin etekleri tutuşmuşa benziyor. Bazı çözüm önerilerinde bulunuyorlar, bunların çözüm olamayacağını bildikleri halde.

*

Peki Türkiye ne yapmalı?

Daha doğrusu yapabileceği bir şey var mıdır?

Evet var.

Nedir?

Oturup dua etmek…

 

SON SÖZ:

6-7 ay önce dedik ki "borcunuz varsa satacak malınız da varsa hemen satıp borcunuzu kapatın.Bugün 100 lira eden malınız yarın 50 lira bile etmeyebilir.Ve sakın yeni borca girmeyin."

İşte o gün ,"yarın" dediğimiz gün "bugün"dür.

Satılığa çıkarın malınızı bakalım kim alacak?

Sevgili dostlar, darılmayın ama "kendi düşen ağlamaz"mış...


 

0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy