Giriş
07
Ocak
2009
Çok Kutuplu Bir Dünyaya Gidilirken Türkiye Yazdır E-posta
Erol MANİSALI   
Pazartesi, 08 Eylül 2008

Erol MANİSALIBugün dünyamız, 1990lı yıllardan çok farklı bir seyir içindedir. Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından, ABD ve ABnin kesinlikle kuracağını sandığı tek kutuplu dünya artık gerçekleşmiyor. Aksine, çok kutupluluk yönünde hızla ilerliyor.

Ekonomik gelişmelerin ağırlıklı olarak yönlendirdiği bu yeniden yapılanmaya gidişte Asya ülkeleri sürükleyici ve yönlendirici bir rol oynamaya başlıyorlar.

Japon İktisadi Araştırmalar Merkezinin (Japan Center for Economic Research) yaptığı bir çalışmanın sonuçları şunlardır (*):

- Çin 2020 yılında iktisadi güç olarak, ABDyi geçiyor. 2030da Japonyanın 5 katı iktisadi güce ulaşıyor.

- Hindistan 2030da Japonyanın iki katına, 2050de Avrupa Birliğinin iktisadi gücüne eşdeğer hale geliyor.

- Çin ve Hindistan bu gelişmeleriyle, uluslararası alanda yönlendirici ve belirleyici duruma geliyor.

- Nitelik ve nicelik olarak ulaşılan bu iktisadi güç düzeyleri, onların siyasal ve askeri konumlarına da büyük oranda yansıyacak.

Çin ve Hindistana komşumuz Rusyanın dev potansiyelini ve fiili gelişmesini ekleyelim. 2 trilyon doların üstüne daha bugünden çıkmış bir Rusya bölgemizdeki dev güçtür. 2001den beri Çin, Hindistan ve bazı Türk devletlerle birlikte kurdukları Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya ve dünyada belirleyici güçlerin yanında yerini aldı.

 

Japonya bile…

Çin ve Hindistanın ABD, AB ve Japonya karşısındaki olağanüstü gelişme trendleri Japonyayı bile yeni arayışlar içine itmiştir. Japonya, Batı kapitalizminin asli üyelerinden biri olmasına ve iktisadi sistemin kazanan tarafında bulunmasına rağmendeğişim sinyalleri veriyor.

- Çin ve Hindistan hızla ABD, AB ve Japonyayı geçiyor ve katlama noktasına geliyorlar.

- Japonya, bölgedeki ve uluslararası alandaki pozisyonunu yavaş yavaş değiştirmeli ve yeni dengelere ayak uydurmalı, böyle düşünüyorlar.

Batı kapitalizminin, Asyanın doğusundaki kalesini oluşturan Japonya bile,uluslararası ilişkilerini yavaş yavaş değiştirmekgereksinimini duyuyor.

Batı kapitalizminin iktisadi anlamda egemenliğini kaybedeceği ve çok kutuplu bir düzenin ortaya çıkacağı gerçeği karşısında yeni arayışlar içinde.

 

Dünya hızla değişiyor…

Çok ciddi araştırma kurumlarının yaptıkları çalışmalar Çin, Hindistan ve Rusyanın başı çektiği Avrasyada olağanüstü değişikliklerin kesin olarak ortaya çıkacağını gösteriyor.

Son 10 yılın fiili gelişmeleri bu yöndedir. Çin, Hindistan ve Rusya, ABD ve AB ikilisinin toplamını iktisadi güç olarak aşacaklar. Dünya ekonomisindeki etkinlikleri yanında siyasi ve askeri olarak daha belirleyici konuma gelecekler.

1990’lı yıllarda ABD ve AB ikilisinin öngördükleri tek kutuplu dünya, kesinlikle gerçekleşmiyor, istatistikler bunu gösteriyor. Batı kutuplu dünya yerine çok kutuplu uluslararası bir düzenyavaş yavaş oluşmaya başladı bile.

Amerikanın güvenlik himayesi altındaki Japonya bile”, yeni çok kutuplu düzen için arayışlar içindeyken Asyanın Batı ucundaki Türkiyede çok garip olaylar yaşanıyor. İç hesaplaşmaların”, her şeyin üzerine çıkarılması bu çelişkili sonucu doğuruyor.

 

Türkiye mi, AKP mi?

Türkiyenin değişmekte olan dünya koşulları karşısındaki çelişkili konumu iç hesaplaşmalarla ilgilidir. ABD ve ABye endeksli olarak kendi iç kavgalarını yürüten siyasi partiler ve güç odakları, Türkiyeyi dünyadaki gelişmelerden soyutlamışlardır.

- Bugünkü AKP iktidarı, Washington, Londra ve Brüksele endeksli bir politika izlemektedir.

- Bu odakları arkasına alarak, Türkiyedeki kendi hesaplaşmasını yürütüyor.

- Oysa dünya çok kutuplu bir yapılanma yolunda hızla ilerliyor. Türkiyenin çok kutuplu düzene göre iktisadi, siyasi ve askeri ilişkilerini düzenlemesi gerekirken, iç hesaplaşmalar bunu engelliyor”.

- Öte yandan ABD ve ABnin Türkiye üzerindeki hesapları karşısında, mevcut durumun sürdürülemeyeceği ortadadır.

İçimizdeki oligarşinin kendi özel kavgaları yüzünden çok kutuplu düzene arkalarını dönmeleri Türkiyeyi parçalanma noktasına getiriyor. Hükümetin Ortadoğu, Kafkasya, Karadeniz ve Kıbrıs politikalarındaki fiyaskolar bunun somut göstergeleridir.

Dünya hızla çok kutuplu bir yapılanmaya giderken, Türkiye de bunun içinde yer almalıdır. Türkiyenin varlığını sürdürebilmesi için tek seçenek budur.


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy