Haşim Kılıç: 70 milyon gözünü Anayasa Mahkemesi'ne dikerek kararı beklemek zorunda kaldı. Çok büyük eleştirilere tabi tutulduk, hakaretlere maruz kaldık. Biz dışardan gelen baskılarla plan yapmayız. Arkadaşlarımızı görevlendirirken bazı noktalara dikkat ettik.
Raportör arkadaşımız Türban davasından deneyimliydi bu yüzden seçtik, 2 arkadaş kendisine refakat etti. Davanın önemini biliyoruz, Parti kapatma olaylarında şunu söyleyebilirim, hiçbir üye arkadaşımız kapatmadan mutlu olmaz.
Siyasi aktörlere sesleniyoruz. Bu gibi Parti kapatma davaları için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu davalar nedeniyle toplumda gerginlikler de yaşanıyor. Biz toplum olarak hangi kesim, inanç ve düşünceden olursa olsun bütün toplum katmanlarının birlikte yaşama şartlarının oluşmasını istiyoruz. Çok kısa sürede arkadaşlarımız olayı değerlendirip her türlü fedakârlığı göstererek çalışmalarını sürdürdüler demişti. * Bu arada, Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can’ın, türbanı serbest bırakan düzenlemenin iptalini isteyen davanın, düşürülmesi yönünde görüş verdiğini hatırlatalım. “Değişiklikler şeklen uygun” diyen Can, Anayasa Mahkemesi’nin “esasa” ilişkin karar alamayacağını öne sürmüştü. Bu arada şöyle yorumlar ardı arkasına geldi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tekrar devreye girebilecek. Bu durumda AKP, yeniden kapatma ya da hazine yardımından kesme talepli davalar ile karşıya kalabilecek. Başsavcı sıkı takip yapacak, AKP’nin türbanı serbest bırakmak için yeni bir girişimde bulunması halinde Savcının harekete geçmesi bekleniyormuş. Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararıyla tam olarak netleşecek olan ’kırmızıçizgi’ler varmış falan filan… Bütün bunlar dikkat dağıtmaya ve Milleti avutmaya yarar sadece. 1. Anayasa Mahkemesi, Haklarında siyasi yasak istenen 71 kişiyle ilgili 400 eylem ve söylemi incelemiş, bu eylemlerin 30 kadarını "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" olma açısından delil kabul etmiş. 2. Sonuçta Kurul, AKP’nin ’laikliğe aykırı eylemlerin’ odağı olduğu tespitini yapmış. 3. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç da bu kararın açıklanması sırasında bu partinin mensubu hükümet üyelerine durmak yok yola devam, yetki sizin istediğinizi yapabilirsiniz sadece hazine yardımının yarısı kesildi demiştir. 4. Dahası Siyasi aktörlere sesleniyoruz, bu gibi Parti kapatma davaları için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır da demiştir… Bu sonuç tuhaf bir görüntü vermiyor mu sizce de? Bu arada, Anayasa Mahkemesi üyeleri kararı alırken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Dışişleri Bakanlığı dönemindeki Fethullah Gülen in okullarının ziyaret edilmesine ilişkin genelgesi ve on eylemi büyük tartışma yaratmış. Buna itiraz eden bazı üyeler ki adlarını bilmiyorum, Gülen’in beraat kararının kesinleştiğine dikkat çekmişler. Uzun tartışmalar sonunda, Gül’ün tek, tek oylanan eylemleri odak tespiti kapsamında değerlendirilmemiş… * Yani Gülen in beraatı Sayın Gülü kurtarmış. Bundan sonraki süreçte olanlar belli, Askeri Şura falan derken, Rektör atamaları gündemi salladı, Sayın Büyükanıtın arabası falan filan ve her şey silindi birden, kaç gündür bunlarla uğraşıyoruz… TV’lerde Demokrat zatların yürüttüğü silme Demokrat tartışmalar var, neymiş efendim, aynısını Sayın, Ahmet Necdet Sezer de yapmış, o yaparsa bunlarında hakkıymış, aslında hiçbirini tasvip etmiyorlarmış… Birileri diyorki, birileri Türkiye Cumhuriyetini kurup halkta travma yaratmış dini bastırmış. İddiaları şu ki Dini düzeni geri getirmek, iran gazetelerinde bile yazıldı Türkiye Ilımlı İslam devriminin eşiğinde diye, desenize hadi sizde Ilımlı İslam Devletini kuruverin onlar yapmış sizde yapıverin, Demokrasi gereği. Üstelik CHP’nin Günah çıkarmasına kadar vardı bu iş… Beyler Hafızanızı bir yoklayın lütfen, Sayın Sezerin 30 kadar eyleminin "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" olması gibi bir Anayasa Mahkemesi kararı hatırlamıyorum ben, varsa biri söylesin. Nasıl bir kıyas nasıl bir demagoji’dir bu tartışmalar. Kurt poponuzu ısırmaya niyet ettiyse onu okşayamazsınız. Demokrasi imiş, hadi canım sende, Anayasa Mahkemesi, haklarında siyasi yasak istenen 71 kişiyle ilgili 400 eylem ve söylemi incelemiş, bu eylemlerin 30 kadarını "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" olma açısından delil kabul etmiş, karşınızda bu hükmü yemiş Tarikat mensupları var üstelik sizden akıllı ve kurnaz. Sayın Güle gelince Gülen in beraatı kıl payı ile kurtarmış Sayın, Gülü, üstelik Abdullah Gül’ün, Dışişleri Bakanlığı döneminde Fethullah Gülen in okullarının ziyaret edilmesine ilişkin genelgesi ve on eylemi sırasında beraat yoktu. Gülen’in beraat kararının kesinleştiğine dua etsinler. Bu arada biz niye böyle önümüze sert düşen şeylere kilitlenip etrafa kör kalıyoruz anlamıyorum, hâlbuki bu sıralarda Rektör atamalarından başka önemli bazı atamalar daha vardı, Emniyet Müdürleri atamaları vs. gibi, bu atamaların üzerinde niye kimse durmadı anlamıyorum. Ayrıca Doğuda yoğunlaşan imam hatipli öğretmen atamaları Emniyet ve diğer kadrolaşmalar da var. ABD Yönetiminin içinde olduğu işler beni huylandırıyor, bir ara şu haber çok dikkatimi çekmişti ve yazmıştım tekrar yazıyorum; Amerika'da Washington'da yüksek lisans doktora programlarına devam eden Türk Polis Çalışmaları Enstitüsü (TISD)adında bir kuruluş var. Devletin yurtdışına eğitim için personel yollama esasıyla 6 yıl önce başlatılan sistem ABD'de eğitim gören polislerce kurulmuş ve faaliyetlerine devam etmekteymiş. TISD konusunda "Buradaki en büyük görevimiz, ülkemizin tanıtımını yapmak ve teşkilatlar arası bağlantıyı sağlamaktır deniliyor. Yüksek lisans doktora programlarına devam eden emniyet mensuplarının yurtdışına gidebilmeleri için Polis Akademisi mezunu olmaları ve 3 yıl boyunca mesleki hizmet vermeleri gerekiyor. Bu şartları gerçekleştiren polislerin, öncelikle TOEFL dil seviye sınavından en az 520 puan almaları ve bu puanı aldıktan sonra mülakata girmeleri gerekiyor. Bu mülakatı da geçen polisler, Kuzey Teksas Üniversitesi'ne giderek buradaki Türk Polisi Çalışmalar Enstitüsü'nde bir uyum eğitimi alıyor. Burada da 4 ay kalarak akademik dünyada nasıl çalışılacağını, Amerikan hukuk sistemini ve Amerikan hayatı konusunda bilgi edinen polislerin, 4 ayda hangi alanlara daha ilgili oldukları tespit ediliyor. 4 ayın sonunda belirlenen polisler, çeşitli üniversitelerdeki Ceza ve Adalet Bilimleri fakültelerine yerleştiriliyor. Amerika'da şu anda 8 üniversitede 29–35 yaşları arasında 130 polis öğrenci bulunurken, ayrıca İngiltere, Fransa ve Almanya'da da az sayıda polis, mastır ve doktora programlarına devam ediyor. Türk polisleri, genellikle terör, istihbarat, suç önleme, organize suçlar, bilişim suçları, polis eğitimi, polis yöneticisi eğitimi gibi konularda mastır ve doktora yapmayı tercih etmelerine rağmen çoğunluğu, Amerika'da da şu anda öncelikle olan terörü seçiyor. Eğitimlerini burslu tamamlayan polislerin, Türkiye'ye dönerek mecburi hizmetlerini tamamlama zorunluluğu bulunuyor. Demokrasi İçin Türk Enstitüsü (TISD), "Türk polisinin akademik birikimini güçlendirmek ve bu birikimi Türkiye'de sahaya taşımak, güvenlik anlayışına farklı açılımlar getirecek yeni bir grup yetiştirmek" amacıyla, faaliyet yürütüyormuş. Terörizmle mücadele ve uluslararası suç konularında uzman olan TISD Başkanı Türkiye'den "kriminal adalet" eğitimi için; ‘’ABD'ye gelen Türk polisinin yönlendirilmesi, desteklenmesi ve bu birikimin Türkiye'ye transferine yoğunlaştıklarını anlatıyor.’’ Devlet memurlarının yurt dışında eğitimi yönetmeliği çerçevesinde 30 Amerikan üniversitesinde 156 polis memurunun eğitim gördüğünü ve 35 mezun verdiklerini kaydediyor. Kuzey Texas Üniversitesinde disiplinler arası enformasyon bilimleri doktorası bulunan TISD Başkanı, "Yeni çalışma için şahıslarla değil, kurumlarla hareket etmek daha uygun. Bu yüzden böyle bir kurum oluşturulmasına karar verildi. Enformasyon, bilgi transferi yapacaksak, buraya ciddi sayılarda insan gönderilmesi ve Türkiye'ye dönenlerin ‘’istihdamının sağlanmasına yoğunlaşılması gerekiyor’’ diye konuşuyor. İçişleri Bakanlığından ve Tanıtma Fonundan destek alan TISD, Kuzey Texas Üniversitesinden de önemli destek görüyor. TISD Başkanı, kriminal adalet eğitimi sağlayan üniversitenin geçen yıl 80 bin, bu yıl 100 bin dolar fon sağladığını, ancak bunun doğrudan fon olarak gelmediğini, üniversitedeki ofisin, asistanların masraflarının karşılanması yoluyla verildiğini anlattı. (Anadolu Ajansı) Türk evlatlarının yurtdışında üst düzey eğitimi çok gurur duyulacak bir şey olabilir bizim için ama El Kaide yi kuran Ali Muhammet yi de ABD’nin yetiştirdiği bir Arap olduğu, Fethullahın oralarda olduğu ve ABD’nin kaşımıza gözümüze hayran olmadığı gerçeği, Dünyadaki oluşumların farkında olan bizler için çok rahatsız edicidir. Devletimiz bunu Kamuyu da haberdar edip, açık seçik ve deneterek eleman yetiştirme için yaparsa sorun yok, ama bu kargaşa içinde ne olup bittiğini anlamak zor. ABD’nin geçmişteki bu yöndeki eğitim programları ne yönde oldu ve hangi yöne gitti acaba? ABD’nin ve diğer dış güçlerin bu işin içinde olması çeşitli şüpheleri yaratmıyor mu? Kim inceleyecek bunları? Üstelik yöneticilerin her şeyi kamuyla paylaşma zorunluluğu da yoktur, bunu açıkçada söylüyorlar. Bazı konular tabi gizli kalır ama her konu değil, bizde ticari konular bile gizli Devlet sırrı gibi saklanıyor. Mavi akımda gizliydi, sonucu hepimiz biliyoruz, bunun diğer bazı üçkâğıtların açığa çıkmasını da Sayın, Sadettin Tantan’ın cesur ve dürüst karakterine borçluyuz. Anayasa Mahkemesinin, 30 kadar eylemlerini "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" olma açısından delil kabul ettiği Parti mensubu hükümet üyelerine, durmak yok yola devam, yetki sizin istediğinizi yapabilirsiniz, kanun çıkarabilir, atamalar yapabilir, Anayasayı bile değiştirebilirsiniz nasıl denilebilir. Sadece hazine yardımının yarısı kesildi hadi iyisiniz denilerek yol verilmesi ve akabinde bunların olması nasıl bir asimetrik numaradır, bu çok kebap bir numaradır ve ancak bizde olabilir. Dahası benim bildiğim AKP bundan daha ince işleri hesaplayacak zekâya ve kurnazlığa sahiptir. Çok dikkatli olmak gerekmiyor mu? Uzun süredir ustaca yürütülen entrikalarla öyle bir hale geldik ki, Memlekette kim ne yapıyor? Kim ne biliyor? Kim kimden ne saklıyor? Emperyalist odaklarla ilişkiler ne boyutta ve kontrolü var mı? Varsa, nereden yapılıyor? Kime emanetiz? AB nerede? ABD neremizde? Kim nerelerimize girdi? Kim kime çalışıyor? Biz kime çalışıyoruz? Mallarımızı kim kime satıyor? Yahu Milli mutabakat Hükümetimi olur başka bir şey mi bilmem ama lütfen imkânları ve yetkileri olan birileri şu meseleleri oraya buraya saplanmadan geniş çaplı bir incelesin. Savunmada bağımlıyız üstelik TBMM’den karar çıkartmadıkları için her yerden silah alamıyor tek başımıza güç olamıyoruz birileri bizi kıstırıyor. Artık her kes aklını başına toplasın, hiçbir şey yapamıyor anlamıyorsa şu aptalca kullanılan OY una sahip olsun. ABD’nin niyeti bozuk Dünyada tansiyon yüksek, adım, adım 3. Dünya savaşına doğru gidiyoruz, üstelik topal ördeklerin peşinde ve deli gömleği giymiş olarak, varsa bir ordumuz var ve biz hepimiz neferiz. Saygılarımla Yurtsever Yurttaş
|
11 Ağustos 2008 00:23 44
Başarı Göstergesi: +4