Giriş
07
Ocak
2009
At At Suçu At Yazdır E-posta
Oruç YILDIRIM   
Pazartesi, 21 Temmuz 2008

İlkokula başladığımız yıllarda Uyu uyu yat uyu. Ayşe topu at. Tut Ali tut, topu tut gibi sözlerle başlardık alfabe öğrenmeye.

İlkokula başladığımız yıllarda “Uyu uyu yat uyu. Ayşe topu at. Tut Ali tut, topu tut” gibi sözlerle başlardık alfabe öğrenmeye.

Hatta bazı eğitimcilerimiz “Uyu uyu yat uyu” cümlesine kafayı takmışlardı.
“Daha ilkokul birinci sınıftan itibaren bu ülkenin insanları uyumaya alıştırılıyorlar” diyerek tepkilerini gösteriyorlardı.
Gerçi bu toz-duman ortamında artık o sorunlara teşhis koyup, çözüm önerecek(!) öylesi eğitimcilerimiz de kalmadı ya.
Belki de o yüzden ben, alfabemize “At at suçu at!” ifadesinin de eklenmesini öneriyorum. Üstelik bu ifade günümüz gerçekleriyle de örtüşüyor.

Baksanıza, her olumsuzluğun, her başarısızlığın suçlusu pek sayın idarecilerimiz tarafından kolayca bulunuveriyor:
Ekmek fiyatlarının artmasının suçlusu: Fırıncılar.
Pirinç fiyatlarının yükselmesinin suçlusu: Toptancılar.(Çaresini de önermişler: Pirinç yemeyin, bulgur yeyin)
Telefon dinlemelerin suçlusu: Telekulak(Bunun da çaresini öneriyor bir büyüğümüz: Telefonla konuşmayın)
Trafik kazalarının suçlusu: Trafik Canavarı.
Siyasi gerginliğin suçlusu: Muhalefet.(Böylesi kuzu gibi bir muhalefete bile bu yakıştırma yapılırsa, hayret etmemek mümkün değil!)
Darbe suçlusu: Ergenekon(TRT’ye göre Ümraniye) çetesi.
Enflasyonun suçlusu: Sivri biber.
Kıbrıs’taki çözümsüzlüğün suçlusu: Rauf Denktaş.
Milli takımın yenilmesinin suçlusu: Hakemler(Doğru da hakemlere rağmen maçı kazanabilecek bir takım yetiştirmek de sizin göreviniz değil mi?)
Ekonominin kötüye gidişinin suçlusu: Parti kapatma davası.



Örnekler çoğaltılabilir.
Bunda bana göre gene çocukken büyüklerimizin uyguladıkları yanlış eğitim metodlarının etkisi var.
Mesela yürümeye çalışırken masaya çarpıp düşeriz. Büyüklerimiz hemen “Vay pis masa, sen nasıl düşürürsün benim yavrumu?”deyip masayı döverler.
Oynarken kedinin canını acıtırız, hayvan da bizi tırmalar. Tabii hakaret edilen ve dayağı yiyen kedi olur.
Arkadaşlarımızla ettiğimiz tüm kavgaların suçlusu gene karşı taraftır.
Bizim hiçbir zaman asla suçumuz yoktur. Yani her defasında suçu bir başkasına atıp işin içinden sıyrılıveririz.

Peki, güncel olaylarla ilgili gerçek suçlu ya da suçlulular kim acaba? Bunun cevabını da şu fıkranın içinde bulmaya çalışalım: 

Bir adamcağızın cenaze namazını kıldıracak imam bulunamaz. Bu işi yapsa yapsa Bekri Mustafa yapar diye düşünür cemaatten bazıları. Teklif ederler, o da kabul eder.
Bekri Mustafa cenaze namazıyla ilgili kuralları aynen uygular. Yalnız bir ara tabutun üzerine eğilip bir şeyler söyler.
Cenaze defnedildikten sonra birisi Bekri Mustafa’ya:
-Cenaze ile ilgili her şeyi çok iyi yaptın da tabutun üzerine eğilip neden bir şeyler söyledin?
Diye sorunca Bekri Mustafa şu cevabı verir:
-Ölüye “Gittiğin yerde bu dünyanın halini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa imam olmuş varın gerisini siz düşünün dersin.” dedim. 


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy