|
ABD'nin Irağı ilk işgal ettiği ve Irak Müzesiyle Merkez bankasının yağmalandığı sıralarda, bazı batılı yetkili ağızların, ''bu bölgelerde Demokrasi getirilmesi zorunlu hasta ülkeler'' den bahsettiğini hiç unutmuyorum.
Saddam ve oğullarının kişilik ve karakterliklerini de, Irakta senelerce despot bir rejimin nasıl hüküm sürdüğünü de iyi bilmekteyiz. Baaz hareketi içinde Saddam'ın ABD desteği ile yükselişini iyi bilen Türk Milleti, bu despot rejimin işine geldiği sürece ABD tarafından yıllarca niye desteklendiğini sormak durumundadır. Dünya kamuoyu, Saddam'ı destekleyen ABD'nin aynı Saddam'ı ne hale getirdiğini ve Saddam'ın perişan fotoğraflarını tüm Dünyaya yayışını izlemiştir. ABD'nin Dünyadaki buna benzer operasyonlarına şahit olmuş bölge halkları, işgalden sonraki süreçte izlenen olumsuz gelişmelere tepki göstermiş, gösteriler olmuştu. ABD' yetkililerinin o sıralarda, Türkiye de ABD'nin Dünyadaki bu tarz faaliyetlerine karşı yükselen ve Ulusal kanalında dâhil olduğu muhalif hareket için, ABD aleyhtarlığı yükseliyor bunları susturun dedikleri daha dün gibi aklımdadır. Bilindiği gibi bundan sonraki süreçteki gelişmeler ve yapılan ittifaklar ortadadır. O sıradaki, dış basındaki yorumlar, AB den ve ABD'den yükselen sesler ve çeşitli yetkili ve diplomatların söylemlerinden, Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Türkiye'yi despotlukla suçlamaya çalıştıkları sezilmekteydi ve şimdi yürütülen bu faaliyetlere uygun bir alt yapı hazırlandığı görülmekte ve anlaşılmaktaydı. Artık şüphe yoktur ki, sivil ve asker vatanseverleri şiddet yanlısı çevreler olarak kamuoyu önünde köşeye sıkıştırmak için, uzun süredir Televizyonlarda bu kadar patırtı yapılıp kavram karmaşası yaratıldığı kesindir. Bu hakikaten toplum düşmanlarına yönelik bir operasyonsa, hepimizin gönülden destek vereceğinden kimsenin şüphesi olmasın, ama bu izlediğimiz süreç bambaşka bir görüntü vermektedir. Yandaş Medyadaki şu yalana dolana iftiraya bir bakın, şu Danıştay cinayeti ve cumhuriyet bombacısı Ergenekon üyesi imiş, eylemleri de Ergenekon un işiymiş falan derken şimdide Yargıtay başsavcısı ve yüksek Yargı üyeleri Ergenekon üyesi olacak nerdeyse. Sormak lazım, Danıştay üyesini Yargıçlar mı öldürttü, Cumhuriyet Gazetesini, Sayın İlhan Selçuk, Sayın, Balbay yada bu şerefli Yargıçlar mı bombalattı? Bu arada savcılık daha iddianameyi bitirmedi, soruşturma üzerine yorum yasağı var, ama yandaş Medya İddianameyi bitirdiği gibi bütün Atatürkçü kesimleri mahkûm etti bile. Bu iddiayı bütün Atatürkçü kesime genelleyerek ve büyük bir hınçla yürütülen bu saldırı, aslında açıklamaktadır her şeyi, bu hınç ve acelede ibret vericidir. Şu yaman çelişkiye bakın bir kere… 5 / 07 / 2008 Saat 14 suları, Ülke TV de Masum Türker'in katıldığı Bıçak Sırtı adlı programda, Ergenekon konusu istismar edilerek rejim aleyhinde propaganda yapıldığı sırada, Masum Türker'in Gerçekleri çok iyi vurgulaması sonucu, çıkan tartışma işlerine gelmeyince, programı kesip reklâma, arkasından Ergenekon vs. çabaları doğrultusundaki propaganda amaçlı Haberlere girildi. Bu çevrelerin niyetlerini gösteren çok iyi bir örnektir bu kayıt, bunu kesinlikle izlemek lazımdır. Ayrıca Sayın Ecevit'in Bakanı olduğundan beri izlediğim ve her konuşmasında şahit olduğum bu doğruluğundan dolayı, Sayın, Masum Türker'i tebrik etmek lazım. Sayın Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok, Taner Kışlalı hepsi Cumhuriyet gazetesinde yazardı, Sayın, İlhan Selçuk ve Sayın, Balbay bu kapsamda gözaltına alındığına göre, Cumhuriyet kendine kalsın diye İlhan Selçuk, Balbay vasıtası ile yaptırmıştır bu işleri belki, ne komik şeylerdir bunlar. Bütün bunlar bile ayrı, ayrı dava konusudur aslında. Sayın, Abdi İpekçinin, Muammer Aksoy'un, Çetin Emeç'in, Bahriye Üç ok'un, Ahmet Taner Kışlalının, Uğur Mumcu'nun, Necip Hablemitoğlu'nun cinayetlerinin suçu Yüksek yargıya, Yargıçlara, Orduya, Gazetecilere ve Aydınlara mı kaldı? Öldürülenlerin savunduğu ilkeler kimlere karşıydı buna bakılırsa suçlular bellidir. Bu nasıl bir iğrenç entrika, yalan ve gıybet rüzgârıdır bu nasıl bir hıyanet sürecidir, geçmişi olanları bilmesek yutturacaklar bize de bunları, söylüyorum size bunlar saf yerine koyuyor Milleti.. Bu Ergenekon un ne olup olmadığını zaman içinde görürüz, öldürülenler ulusalcı Atatürkçü Bilim insanları, aydınlar, vatanseverler… Ergenekon üyesi diye bu suçlamalarla suçlanmaya çalışılanlar da onlar tam bir keşmekeş hâkim bu konuya. Cumhuriyet gazetesi camiasının ne alakası var bu işlerle, simitçi ya da sokaktaki işportacı muhalefet yapsa, Ergenekon diye paketleyecek birileri. Esas mesele bu işin ne boyutta olduğu ve Milletin bu gerçekleri görüp göremediğidir… En önemli Devlet Adamlarımıza ve kendi Ordumuza kadar ağır saldırı içeren, dahası pkknın bile başaramadığı ölçüde, üstelik onlarla aynı çizgideki bu çabaların içerdiği amaç çok ibret vericidir. Çok tehlikeli bir süreç yaşanmaktadır, bütün bunlar Dünyaya yayılıp, birleşmiş milletler üyelerine ve halklarına belletilmeden, ne yapılacaksa yapılmalıdır. Demokrasi diye mangalda kül bırakmadılar ama adamlara göre kendileri dışında her kes darbeci, üstelik her yere sızmışlar diye dedikodu yayıyorlar. Bu güne kadarkileri geçtim, bu uygulamalara bir bakın hele hangisi Demokrasiye uyuyor? Sayın, yalçın Küçük önceki tutuklamalar sırasında çok güzel tasvir etmiş bu durumu. Hiçbir şekilde kaçmayacak ve sadece bir davetle emniyete gelecek kişilere karşı bu yaka paça tutuklamalar başlayınca, Sayın, yalçın Küçük, Sıkıyönetim mi geldi? Demiş... Kendi tezlerine ters düşmüyor mu bu adamlar? Birde ihale yolsuzlukları ilaç suiistimalleri filan gibi bazı operasyonlarda yandaş televizyonlarda flaş haber yapılıyor ve birbirine paçal yapılıp hepsi bir bütünmüş gibi, sanki bu büyük adamlar eskilerin pisliklerinden memleketi temizliyormuş görüntüsü veriliyor. 2002 den beri iktidar olanların, kendi idare dönemi olan 2008 deki yolsuzlukları bile bu konuya katıp bu kadar iyi üstlerinden atabilmeleri hayret bir şeydir. Bu bizden öncekiler kavramı da paçal yutturmaca numarası, önceki dönemlerde de bunların bir sürü şaibesi ve davası vardı, en ünlüsü şu Aptullah Gülü vs. yi bile kapsayan kayıp Trilyon meselesi. Soruyorum kayıp Trilyon nerede? Biz yurtseverler bu uğurda hayatlarını veren özü sözü doğru aydınlarımız gibi, hayatımız boyunca hırsızlarla boğuştuk, bu meselelerle uğraşan üstüne giden her vatandaşın başına gelmeyen kalmaz. Sayın Uğur Mumcu vs. Atatürkçü yurtseverler bu yüzden öldürüldü. Öncekilermiş bunların zihniyeti öncekilerden çok mu farklı sanki? Hep işbirliği içindelerdi önceki hükümetlerle, bütün Millet ekonomik sıkıntı içinde kıvranırken nerden buldunuz bu servetleri. Öncekiler sonrakiler fark etmez, bu zihniyetlerin dokunulmazlıkları ve zaman aşımları ile sıyrıldıkları Ali Cengiz numaraları ortadadır, saymakla bitmez. Dindarlığı üzerine övgüler düzüp takipçisi olduklarını söyledikleri bir zatın, Sayın Özal'ın Fonlarından ikisini söyleyeyim konut edindirme fonu, tasarrufu teşvik fonu vs. vs. Milletin yuvasını hissettirmeden yapan bir buluştur bu fonlar. Bu fonlardaki paralar ortadan buharlaşmıştır yoktur ve bizden önceki hortumlar dedikleri şeylerden ikisi budur. Bunları açıklayamaz, üstünü kapatırlar. Memurlardan sizi konut sahibi yapacağız diye zorla toplanan ve iç edilen paraları geri ödemek gerekince, ''Konut edindirme fonu nu,'' Reklâm işini iyi kullandıkları için ''Konut edindirme yardımı'' ödemesi yaptılar, ''Kof'' oldu ''Key'' ödemesi. Böylece sanki halka yardım halini aldı bu üç kağıt, tabiî ki bunlara hayran kendini alim sanan okuma özürlü saflarımızda, ''ay ne yardım sever insanlar bunlar'' diye, daha da bayıldı bunlara hayranlıkları daha da arttı. Bunlar çok kurnaz esaslı laf ebeleri, sineğin yağını çıkarmayı iyi biliyorlar. Herkes her şeyi biliyor aslında, ama bu orta oyunu çeşitli yöntemlerle uyuttukları, okuma özürlü kredi kartı silahşoru bir halka oynanıyor ve ortam iyice gerildi… Esasında bu çevreler istediklerini az kalsın gerçekleştiriyorlardı ama erken atağa kalktılar. AB den Lagendijk vs. zatların söylediklerini hatırlayın, ''Biz daha erken dikkatli olun demiştik, onları uyarmıştık.'' Dememişler miydi? Ne için erken diye kimse sormadı. Ne kadar yakın arkadaşlar değil mi? Birbirlerinin iyiliğini nasılda düşünüyorlar, nasıl uyarıyorlar birbirlerini, onları korumak için TÜRKİYE'yi ve yüksek yargıyı bile tehdit edebiliyor bu samimi dostları… Bu şekilde az daha, İslam değil, ''İşbirlikçi İslam'' devrimi gerçekleşiyordu, ( ILIMLI nın eş anlamı İŞBİRLİKÇİ dir,) Din sömürüsü ile Anadolu'da ki temiz duyguları yönlendirebilmeleri ve Muhalefetin alakasız hali, bunların TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ni ve MİLLETİNİ saf zannetmelerine sebep oldu, acele ettiler ve buda hayallerinin sonu olmak üzere. Baskın gözaltılar dan sonra, bu işten sonsuz haz alan ve 1920'lerden gelen malum bir hınç içindeki şahıslar, çeşitli TV programlarında bakın ne demektedir dişlerinin arasından tıslayarak,; “Türkiye'nin bağırsaklarının temizlenmesi zaman alacaktır” Bu göz altılarla birlikte yaşananlar bir doğum sancısıdır, “Bu sıkıntılar Türkiye'nin bağırsaklarını temizlemesidir. Türkiye ilk defa bu sancılarla karşılaşmadı. Ama halının altına süpürülen pislikler gibi yıllarca korkularak, ertelenerek, görmezden gelinerek bugünlere daha devasa sorunlarla ulaştık" Şeklinde konuşurken, aslında şu örgütü bu örgütü değil, 1919'lardan beri rejimle olan hesaplaşmalarını kasteden ama her zamanki kurnazlıkları ile sonradan inkâr edebilecekleri şekilde lafı sündüren tarzları ile sinsi konuşmaktalar... Bu beylerin sosyal Devletimizi mıncıklaması sonucu asıl sorunlarla biz uğraştık, bahis konusu pislik sayelerinde oluştu. Şimdi lafı çevirip kurnazlık yapıyorlar. Bağırsakların temizlenmesi konusunda çok haklılar, hakikaten Türkiye'de bir kolon temizliği şart, ama bu noktadaki sorun kolondaki birikimin sebebi olan viral bulaşı unsurlarının tespiti tanısı doğrumu? Bunu göreceğiz. Bu arada kolonu temizleyecek olan şey, bu milletin bünyesindeki İmmün (bağışıklık) sistemi'dir, evet bünyeye aykırı zararlıların ve birikiminin temizlendiğini hep birlikte göreceğiz. İmmün sistemin temizleyemediği ergenlik sivilcelerini de Yurtsever meslektaşları patlatır her halde… Gördüğünüz gibi bu sayede yeni bir imalı konuşma tarzını da literatüre eklemiş bulunmaktayız, umarım yakında her şey normale döner. Saygılarımla
|